eksuas

Benim anladığım gerçek mutluluğun da bir rastlantı sonucu olmadığını, yaz yağmuru gibi birden bire başımıza düşmediğini söylemeliyim. Gerçek mutluluk, yavaş yavaş, azar azar gelir ve bu bizim hayata bakış açımızla, çevremizle, çevremizdekilere karşı davranışımızla doğrudan doğruya ilgili ve orantılıdır. Mutluluk, birbirini tamamlayan ufak tefek şeylerin birikmesinden doğuyor.
Sayfa 22 - mutluluğa dair
Reklam
Suvankul köyün çıkışında her zaman beni bekler ve görünce de: - Geldin mi? derdi. Bensiz asla gitmeyeceğini bildigim halde ona: - Senin çoktan gittiğini sanıyordum, diye cevap verirdim. Sonra yanyana yola koyulurduk. Tan yeri pırıl pırıl parlar, önce dağların dorukları altın yaldızlar içinde kalır, sonra bozkırın hafif rüzgarı koyu mavi bir dalga gibi yüzümüze çarpardı. O yazın şafakları aslında bizim aşkımızdı. Hergün pırıl pırıl yeniden doğan aşkımızın şafakları.
Sayfa 12 - aşka dair
"Sonra onun peşine düştüler, asla yakalayamadılar çünkü onun neye benzediğini bilmiyorlardı ve Atticus, sonunda onu gördükleri zaman anladılar ki aslında o şeylerin hiçbirini o yapmamıştı. Atticus, o gerçekten iyi bir çocuktu..." Atticus'un elleri çenemin altındaydı, battaniyeyi yukarı çekti ve her tarafımı sıkı sıkı örttü. "İnsanların çoğu iyidir. Scout, yeter ki sen onları bir gün gör."
Sayfa 357