Ömer ibnu'l Hattab şöyle demiştir: "Nefisleriniz hesaba çekilmeden önce onları hesaba çekiniz. Çünkü bu diğerine göre daha kolaydır. Nefislerinizi tartılmadan evvel tartınız. O en büyük arz ediliş için hazırlık yapın: "O gün hesap için huzura alınırsınız da orada hiçbir sırrınız gizli kalmaz."(Hakka,18) Yahya b. el-Muhtar'dan: Hasan el-Basri şöyle demiştir: "Şüphesiz ki mümin kimse nefsine hakim olup onu kontrol edendir. Nefsini Allah Azze ve Celle için hesaba çekendir. Kıyamet günü kendilerine hesabın hafifletileceği kimseler sadece nefislerini dünyada hesaba çekenlerdir. Kıyamet günü kendilerine hesabın ağırlaşacağı kimseler ise ancak nefislerini dünyada hesaba çekmeyenlerdir. Mümin kimse hoşu na giden bir şeyle aniden karşılaşınca şöyle der: "Vallahi ben seni arzuluyorum ve sana da ihtiyaç duyuyorum. Lakin vallahi benim seninle bir ilgim yoktur. Heyhât! Seninle benim aramdaki mesafe ne kadarda uzaktır ve aramızda engel bulunmaktadır." Ondan kazara kendisine bir şey isabet edince de hemen kendine döner ve şöyle der: "Ben bunu yapmak istememiştim, bununla benim bir işim olamaz. Vallahi ben bunu bir daha Allah'ın izniyle asla yapmayacağım. Muhakkak ki müminler Kur'an'ın bağladığı bir topluluktur ve o, onlarla kendilerini helak edecek şeyin arasına girmiştir. Şüphesiz ki mü'min dünyada köleliğinden azad olabilmek için gayret eden bir esirdir ve o Allah ile buluşuncaya kadar emin olmayacaktır. Bilmektedir ki kulağından, gözünden, dilinden, azalarından ve tüm her şeyinden hesaba çekilecektir. | İbn Ebi Şeybe 13/503
Yüksek tavanlı taş evlerin içinde ince taş işçiliğiyle yapılmış taş evlerin içinde evleri yazın serin kışları sıcak tutan kalın duvarların ardında yaşayan savurlular hâlâ geleneklere bağlı Atlas dergi sayı 135 haziran 2004 Kırmızı bir perde taş duvar ve yer minderine çökmüş elindeki Kuraanı kerimi okuyordu ilyas amcanın hanımı gözlerinden iki damla yaş damladı o yüce kitabın üzerine tövbe eder gibi bir hali vardı gelin artık Allahtan korkun ona itaat edin tüm mükafatımızı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir diyordu şuara suresi bana döndü bak kızım dedi ne kadar yüksek tavanlı evlerde otursanda Vicdan rahat değilse yüksek tavanlı taş evler üzerine çöker bu evde gavur poyraza ben iki oğlumu verdim şimdi şu asma bahçesinin altında yatıyorlar ben ise beni yakan günahlarıma ağlıyorum Onlar iki kardeşti babalarından iki üzüm bağı miras olarak kalmıştı sabiha kadın üzüm bağını gösterdi bu tarla Yakup dayınındı ancak gâvur abisi elinden aldığı zaman hiç ses çıkarmadık zulme ortak olduk ve binlerce kişiyi üzüm bağlarından kopardık oysaki bağların ikiside hurmalarla donatılmıştı ancak gavur poyraz elindeki ile yetinmedi insan açtır kızım soykası bata her zaman hep bana der ve daha fazla ister İki bağın arasından bir ırmak akıtmıştı Yaradan hükümet iktidar gelip Yakup dayının malına bahçesine el koydu ve şiddetli yağmurlar o günden sonra başladı Yakup dayı yükü yükledi çocukları ile köyü terketti insan insana zulüm ve işkencedir
Duygu ve Düşünce
Reklam
(…) Ve Mevsim geçer, gölge veren ağaçların dalları kurur, sabır taşar, canından saydığın yar bile bir gün el olur, aklın şaşar. Dostun düşmana dönüşür, düşman kalkar dost olur öyle garip bir dünya. Olmaz dediğin ne varsa hepsi olur.. "Düşmem" dersin düşersir "Şaşmam" dersin şaşarsın. En garibi de budur ya; "Öldüm" der durur, yine de yaşarsın… -Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî
Alıntı
İyi geceler
"El Âlem Ne Der?" Hapishanesinden firar ettiğim yaştayım.🤍✨
Duygu ve Düşünce
Çağa, insanlığımıza dair ..
Çağımız büyük bir gösteri çağı hâline geldi. Her şey en abartılı hâliyle yaşanıyor ve bazen bunları şok içinde izliyorum. Abartılı sözler, nişanlar, düğünler, iki mahalleye yetecek kadar çeyizler, bebek daha dünyaya gelmeden ve geldikten sonra yapılan şovlar, çocukların abartılı okul mezuniyetleri, ebeveynlerin, çocuklardan çok mezun olup onlardan daha fazla sınava giriyormuş gibi strese kapılmaları, sınav sonrası ‘el âlem ne der’ putunu evlerinin tam ortasına dikmeleri… Bazen bu çağın en yorucu ve benim yetişemediğim tarafının bu abartılar olduğunu düşünüyorum. İçimden sürekli, ‘Neler oluyor Allah’ım, niçin?’ derken buluyorum kendimi.
İnsan ve Duygular
Bizim küçük kerkenez kuşu Feryat etsem duyarmısın sesimi Adın dilimde dua sevgilim Günlerden sen,sen ertesi En güzel günüydün sen mevsimlerin Şevki Usta Küçük kerkenez kuşu meşhurdu Yirmi beş cm lik bir boya İki yüz gram bir ağırlığa sahipti Bir seferde altı adet yumurta yumurtlardı Allah Tealayı zikrederek yaşar Feryat etse gökyüzünde duyulurdu sesi Görmek isterdi cemalini sevgilisinin Hep sevgiliyi arardı dua ve güzel niyet ile Ne güzel yaratmıştı onu yaratan Kahramanlık ve yiğitlik katmıştı hamuruna Her bir renginde ne güzel bir sanat vardı Biraz küçükte olsa eşsizdi özellikleri Ve şu şekilde konuşur zikrederdi Allahı Ey küfredenler ve siz hakkı inkâr edenler Küfrünüzle biraz oyalanıp zevk edin Çünkü ateşgedesiniz ve pişeceksiniz Ne güzel bir kahraman ve yiğitti
Şiir
Reklam
Reklam