Güzel sözlerin insanlar üzerindeki etkisi büyük oluyordu ama bu düşünceleri salonun dışına taşımıyorlardı. Biraz sonra olağan hayatlarına geri döndüklerinde gene “İnsana insan olarak bakmayacaklar”, her türlü ayrımcılık ve nefreti körükleyeceklerdi. Neden böyle davrandıklarını açıklamak için sık sık “ama” diyeceklerdi. “Doğru ama” diye söze başlayıp, lafta savundukları ilkelere aykırı bütün davranışlarına mazeretler uyduracaklardı.