Kitapların bazılarının adları iddialı olur. Çoğu hakkını vermez. Bilge diyor kitabımızda, hemde ferrarisini satan. Zengin bir avukat, öyle böyle değil. Aniden bir hastalık yaşar, ne napar peki bunun sonucunda? Hayatını değişmeye karar verir. Herşeyini satar, hatta o güzelim, çok sevdiği kırmızı ferrarisini de. Yolculuğa çıkar, Hindistan'a.
Hindistan'ın Himalaya dağlarının yüksek bir yerinde, gizli denebilecek, cennet gibi bir köy vardır. Sivana köyüdür burası. Cennet diyarı, bilgelerin yurdu Sivana. Buradakı bilgeler, kendilerini geliştirmiş, içsel aydınlanma yaşamış kimselerdir. Kahramanımız bu bilgeleri duyar ve aramaya koyulur. Uzun bir zahmetle tırmandığı Himalaya dağının yükseklerinde, tesadüfen bu bilgelerden birine rastlar. Ve her şey başlar..
Ben anlatmayayım. Kahramanımız her şeyi, ne öğrendiğini, nasıl öğrendiğini, başka bir avukat arkadaşına detaylıca anlatacak. Çünki, söz vermiştir bilgelere, öğrendiklerini öğreteceğine.
Neyi mi öğretecek? Bir hayat felsefesini(Filmlerden, kitaplardan bildiğimiz Hintli bilgeler vardır ya, sakin, hoşgörülü halleri, yüzlerinde küçük bir gülümseme, insanın içini gören delici bakışları, işte tam da o bilgelerin felsefedir, bu anlatılan) nasıl yaşamamız gerektiğini, bunlar için pratik bilgiler, bilgelerden öğrendiği taktikler, aydınlanma için 5, 10, 15 dakikalık günlük egzersizler, yaşamınızı iyice değiştirecek zihinsel hilecikler, bilgicikler..
Kitap kolay anlaşılır bir yapıya sahip, çünki kahramanımız bilgisini, dünyadan habersiz, işkolik, ailesiyle az vakit geçiren, 100 kiloluk bir avukat arkadaşına detaylıca anlatır.
Not defterinizi yanınıza alın. Genelde not tutmam, ama bunda tuttum. Bu bilgileri kaçırsaydım, pişmanlık duyardım.
İçindekilerin önemini ifade etmek için ne gibi bir şey söyleyeyim bilmiyorum.
Okuyun, küçük