Boynunda duran elmas kolyeyi aramak için odadan odaya koşturup duruyorsun .Mevlana Celaleddin-i Rumi
Duygu ve Düşünce
Kalıp değil bir fikir... Elmas sorguçlu fakir; Açıkta sırrı bakir; Kadın... Çölde kaçan bir serap; Yönü kementli mihrap... Madeni som ıstırap; Kadın... Dipsiz hasrete tuzak; En yakınken en uzak.... Tadı zehrinde erzak; Kadın...
Şiir
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Konu para olursa:
Bizden daha değerli şeyler var mesela: elmas bizden daha değerli, satıp krallar gibi yaşarız wjsbwjbdlwbdmdb
“Elmaslar sultanlar içindir. Peki ya elmaslar sultanlardan başkalarının olursa?”
İnsanın fıtratındaki şiddetli merak ve hararetli muhabbet ve dehşetli hırs ve inadlı taleb ve hâkeza şedid hissiyatlar, umûr-u uhreviyeyi kazanmak için verilmiştir. O hissiyatı, şiddetli bir surette fâni umûr-u dünyeviyeye tevcih etmek, fâni ve kırılacak şişelere, bâki elmas fiatlarını vermek demektir. Bediüzzaman Said Nursî
Esaret, Zindan, Saray Ve Özgürlük:
Zihnim duvarları aşabildiği müddetçe, bir zindanın en karanlık köşesinde de olsam özgürlüğün yapraklarını yeşertebilirim. Taştan örülmüş hücrelerde bedenimin tutsaklığını aşacak olan düşüncelerimin ufkudur. Belkide insanın bilinen anlamda gerçek yurdu bedeni değil, zihnidir; asıl mesele ayaklarının nereye basıyor olduğu değil, düşüncelerinin hangi denizlerde boğulmadan çırpınabildiğidir. Ancak zihninin özgür olduğu bir yerde zindan ; mabede dönüşebilir. Fakat zihin mahpussa, en görkemli saraylar bile görünmez parmaklıklarla örülmüş bir zindandan başka nedir? Altın kafeste kanatlarını açamayan kuşun, elmas fanusta durmadan camlara çarpan balığın, koskocaman caddelerde tek, sefil ve yurtsuz bırakılmış insanın trajedisi tam da burada değil midir: Kendi içerisinde bir dünya taşıyan varlıkların değerinin, hapsedildikleri kabın ihtişamına oranla ölçülmeye başlanması belki de yapay bir yaşamın ilk fragmanlarından biridir ? İnsanı da en çok yapaylığın içerisinde gerçekliğini bile sorgulamaya dermanı bırakılmamış hayat öldürmez mi ? Oysa özgürlüğün değeri ne altınla tartılır, ne elmasla satılır, ne de mermer sütunlarla inşaa edilir. İnsan, düşünme cesaretini kaybettiği gün esirdir. O andan sonra sarayların geniş koridorları daralır, yüksek tavanları alçalır; her oda biraz daha mezara, her duvar biraz daha zincire dönüşür. Servetin durgun sularında yüzerken bile ruhumu büyük bir kıtlık vurabilir; şatafatın, lüksün, hazların, metanetin ortasında derin bir yoksulluk ve debdebe ile sarsılabilir yüreğim. Çünkü: insan bazen zindanlarda direnerek büyür, dalgalara rağmen yükselir; bazen de saraylarda çürüyerek küçülür. en çok boğulduğumuz zamanlar kendi ellerimizle ördüğümüz görünmez duvarların ağırlığı değil midir? Düşüncenin kanatlarını kırıp korkunun karanlığında yaşamaya razı
Alıntı