Yeryüzündeki tüm deistler, dindarların yaptığı gibi "eğer (herhangi bir) dine inanarak ölürseniz Tanrı sizi yakacak çünkü o kitapları o göndermedi!" deseydi dindarlar "eğer din yalansa, dine inandığımız için öldükten sonra biz bi' şey kaybetmicez" cümlesini söyleyebilirler miydi?
"İslam evrenseldir" denir ama mesele dönüp dolaşıp Arapça'ya gelir. "Sen Arapça biliyor musun? Şimdi Arapçada müzekker,müennes..." falan filan...
İslam bu Arapça engelini aşamıyor. Arapça bilinse de bir şey değişeceği de yok. Din adamları Nisa34'deki DaRaBe kelimesinin anlamı üzerinde ittifak bile edemiyorlar. Bir kelime 10 farklı anlama geliyorsa o kitap 21.yy insanı için apaçık falan da değildir.
Yüksek Kurul üyelerinden Yusuf adında iyi ve doğru bir adam vardı. Bir Yahudi kenti olan Aramatya'dan olup Tanrı'nın Egemenliği'ni umutla bekleyen Yusuf, Kurul'un kararını ve eylemini onaylamamıştı.
Pilatus'a gidip İsa'nın cesedini istedi. Cesedi çarmıhtan indirip keten beze sardı, hiç kimsenin konulmadığı, kayaya oyulmuş bir mezara yatırdı. Hazırlık Günü'ydü ve Şabat Günü başlamak üzereydi.
(Luka 23: 50-53)