Her dinsel metin gibi Kuran da ilk muhataplarına kendi dilleri, kendi gelenekleri ve onların genel dünya görüşleriyle hitap eder. Eğer Kuran tesadüfen bile olsa yeryüzünün Güneş etrafında döndüğünü söylemiş olsaydı ve düşmanlarına Kuran'ı reddetmek için ekstra gerekçeler sunacaktı. Bunun yerine Kuran'da oldukça açık ifadelerle Tanrı'nın yaydıkça yaydığı bir yeryüzünden bahsedilir...
Bu açıdan Kuran'a baktığımızda bir yandan özgürlükten söz ederken diğer yandan kölelik ve cariyelik gibi Hicaz bölgesinde yaygın olan kimi kurumları kısmi reformlarla onayladığı; büyük ölçüde aristokratların ayrıcalıklarını reddettiği; mirasta erkeğe bir kadına yarım pay vererek, erkeği kadının üzerinde yönetici olarak görerek ve unutkanlık bahanesiyle bir erkeğin şahitliğini iki kadının şahitliğine eş sayarak, kadın erkek eşitsizliğini onayladığı görülür.
Toplumun entelektüelleri olan şairler, bilgeliklerini cinlerle ilişkilendirmektedirler. Şairin iyi şiir söylemesinin altında yatan gerçek nedenin kendi yetileri değil, sahip olduğu cinin esinlemesi olduğuna inanılmaktadır.