Allah semada, tahtına kurulu Melekler Meclisine emirler veren,konuşan, insanların diliyle kelam eden ve onlarla iletişim kuran bir varlıktı. İstediği zaman bir lütuf olarak seçtiği insanlarla sohbet ederek onları şereflendirmektedir. Bazen de kızdığı için sohbetinden onları mahrum ederek cezalandırmaktadır. Ahiret günü insanlarla konuşurken onlara sırtını dönecek ve sohbet etmeyecektir. Meclisinde de tıpkı insanların kendi aralarında konuşması gibi melekler,iblis ve Adem'in bulunduğu bir ortamda onlarla konuşur. Arap aklı Allah'ın tıpkı insanlar gibi bir dili olduğunu -belki de bunun Arapça olduğunu- düşünüyordu.
Bazı ayetlerde Allah'ın semada olduğu açıkça ifade edilir. Mülk suresi 16. ayette "Semada olanın sizi yere geçirmeyeceğinden emin misiniz?" sorusunda semada olanla Allah kastedilmiştir. Bakara 210. ayette "Onlar, bulut gölgeleri içinde Allah'ın meleklerle onlara gelmesini ve işin bitirivermesini mi gözlüyorlar?" diye sorularak semadan, bulutların gölgelerinin arasından Allah'ın ve meleklerin gelmesinden söz edilir.
Bir şairin aniden içine doğuveren ilham tecrübesi ile peygamberlerin aniden içine doğuveren vahiy tecrübesi benzer psikolojik süreçlere işaret etmektedir. Hz. Muhammed bunu fark ettiği için mecnun olduğundan şüphe etmiş ve gelen vahye baştan bir anlam verememiştir.
Kuran nübüvvet olgusunu açıklamak için "ilham" yerine "vahiy" kelimesini seçmesinin sebebi "ilham" kelimesinin, Cahiliye dönemindeki şairleri ve kahinleri hatırlatması olmalıdır.