Duzah
9/10
·528 syf.··
2026 14. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 00:50
“Bengi Elem hayatı boyunca ailesinin ilerinden uzakta gizli saklı bir konuma çemberi içerisinde büyür. Ama bu koruma çemberi ailesinin ölümüyle birlikte parçalanır. Ve Bengi ailesinin ölümüne sebep olan ‘Aslanlar’ adlı örgütten intikam almak için Perva Narbekov ile bir anlaşma yapar. Narbekovlar, Olovlar, Borisovlar ve Elemler... Dört büyük aile tarafından kurulan "Aslanlar" örgütü, kanla yazılmış kurallarla güç dengesini korumaya çalışıyor.” Benim Hazel’in kaleminden ilk okuduğum kitap Kasırgaya Kanan Saka’ydı ben o kitabı da çok sevmiştim yazım dili ve kurgu açısından Duzah’ı da aynı şekilde beğendim. Bence Duzah serisi gerçekten temeli iyi kurgulanmış mantık hatasına yer vermeyen çok kapsamlı bir kurguya sahip. Bu yüzden okuması zaman zaman zorlayıcı olabiliyor. Eminim yazması daha da zordur. Ama bence Hazel çok güzel bir şekilde üstesinden gelmiş. Yazım dilini zaten çok seviyorum Hazel’in. Ama herkese hitap edecek bir anlatımı olduğunu düşünmüyorum. Daha ağır, daha ağdalı bir dili var. Kurgu da ağır olduğu için bazı okurların zorlanabileceğini düşünüyorum. Daha olay odaklı değil de durum odaklı bir yazım dili var. Olayı değil içlerinde bulundukları durumu betimliyor. Ben bunu seviyorum ama tabi ki herkes sevmeyebilir. Betimlemelerin yanı sıra diyalogları da çok gerçek hissettiriyor. Okuru o konuşmanın içine çekiyor. Bu açıdan da okuması çok keyifli. Açıkçası karakterler çok fazla olduğu için bir kâğıt kalem ile okumak kesinlikle işinize yarayabilir. Bu karakter fazlalığı gereksiz gelmiyor hepsinin hikayeye katkısı olduğunu anlayabiliyorum ama ismleri takip etmek biraz kafa karıştırabiliyor. Ana karakterler çok iyi işlenmiş bence. Hem Bengi hem de Perva ile aramda bağ kurabildim. Bana çok iyi hissettirdiler. Aralarındaki ilişkinin gelişimi de bana doğal ve
Duzah 1Hazel Noya · Ephesus Yayınları · 2025454 okunma
Puan vermedi
Erol Güngör’ün işte bu kelami sahada yapmış olduğu organizasyonunda, sanat eserlerindeki yaptığı çalışmalarda vardığı sonuç “Bu nevi kelami yapılarda organizasyonun yek diğerine nispetle bir yenilik, sürpriz veya kontrast(tezat) teşkil eden unsurlardan meydana geldiğini göstermektedir.” Şüphesiz ki bir sanat eserini cazip kılan, okuyucu ve dinleyici de haz ve elem duygularını uyandıran pek çok iş ve dış sebep vardır. Bu sebeplerin en önemlileri “tezat” ve “beklenmeyen neticedir”. Mesela bir polis romanında şüpheli kişiler aşağı-yukarı eşit derecede cinayet zanlısıdır. Sonra eser önceden tahmin edilemeyen bir şekilde sona erer. Okuyucu bu sonucu eğer baştan fark ederse eserin bütün güzelliği sona erer. Kelami sahada bir eserin, ürünün meydana gelişi belli başlı yolları takip ederek gelişir. Ürünün içindeki olay , mizah, unsurları onu meydana getiren en önemli elemanlardır. Bugüne kadar oluşturulan; halkın bizzat katılımıyla meydana getirilmiş eserler içlerinde taşıdıkları ince zeka ,derin acı ,yoğun duyguları zaman geçtikçe daha basit bir yapıya doğru yönelmiş ya da yöneltilmiştir. Nasrettin Hocanın güldüren ,güldürdüğü zamanda da düşündüren fıkraları nüktedan yaklaşımı yerini belden aşağı, ucuz,boş alt yapısız komedi unsurlarına bırakmıştır. Sanat şüphesiz ki estetikten yoksun bir şekilde kendini bulmaya çalışması ve insanları etkisine alacak bir şekilde organize edilmediği sürece yapıt değerliğini de kaybeder. Çünkü bir sanat eseri oluşturulurken; kişi, hissettiği bir duyguyu yada arzulayıp göremediği bir hissedişi sunmak ister. Ne yazık ki günümüzde bu amansız, ve kapitalist ruhun getirmiş olduğu pazarlama tutkusu sanatçıyıda ele geçirmiştir. Popüler sanatçıların birçoğu piyasada bulunan mevcut eserini daha iyi pazalayabilmenin yolunu tutmuş ve kendisinin üretmiş
Kelâmî Sahada Estetik Yapı OrganizasyonuErol Güngör · Ötüken Neşriyat · 19992 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Êşbêjî
Puan vermedi·64 syf.··
Beğendi
·
2026 90. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 10:42
Pirtûkeke kurt, şêst rûpelî, çawa dikare hemû êş, elem û kovaniya miletekî raxîne ber çavan? Ya ku edebiyatê watedar û bihêz dike ev e gelo? Nizanim. Yekane tişta dizanim ew e ku gotin sotin e. Welhasil. Segwer (Reyîn), romana Mihemed Mukrî, di sala 2015an da ji weşanxaneya Avestayê derçûye. Pirtûk bi zaravayê Soranî hatiye nivîsandin, Besam Mistefa ew ji bo kurmancîyê wergerandiye. Nivîskarê berhemê, Mihemed Mukrî ji Kerkûkê ye û wextekî pêşmergetî kiriye. Ev berhema wî jî meriv dikare bibêje xwe dispêre jiyana wî ya şoreşgerîyê û belkî jiyana hemû şoreşgeran.. Mihemed Mukrî di heman demê da dostê Mueyed Teyib e û vê berhema xwe pêşkêşî cenabê wî kiriye. Segwer (Reyîn), me dibe nav atmosfereke tarî, nava çar dîwarên zindanê, nava hucreyeke bi qasî quncikekî, li cem şervanekî dîlgirtî, di destên wî da zincîr, hikmê daliqandina wî hatiye danîn, li benda dawîya xwe ye. Demeke dirêj e min pirtûkeke hewqas bi tesîr negirtiye, nexwendiye. Pirr êşiyam. Heyfa canên çûyî. Mehkûmek, reyînek, wê were daliqandin, di wê kêliyê da her carê diçe rojên berê, rojên serî çiyê, rojên li cem hevalan, rojên bi malbatê ra... Şahidiya wan kêliyan ewqas zehmet be gelo jiyîna wê ra çi wêrekî divê? Nivîskarê gewre ew e ku hest û giyanê mirov serobino biket.. Vê pirtûka kurt û kûr rasterast berhema Victor Hugo Bir İdam Mahkûmunun Son Günü anî bîra min. Ew teswîra mekanê, vegotina kêliyan, tevger û fikirînên mehkûmî û biryara îdamê ku ji bo herdu karakteran hatiye dayîn. Ji gelek aliyan va dişibin hevdu. Lê berhema M. Mukrî serkeftîtir bû bi min, axir êşa meriv li ku der bibe, meriv xwe dispêre wir. Di pirtûkê da tişta ku meriv diêşand yek jî têgeha dayikê bû. Dayika wî mehkûmî, dayika hevalên wî, hevdîtinên di zindanan da, girîn û qêrînên wan.. Dayik şahidên
SegwerMihemed Mukrî · Avesta Yayınları · 20156 okunma
Puan vermedi·101 syf.··
2026 24. kitabı
“Bu belki de sevilmediğini bilmekten doğan bir elem, belki de sevildiğini bilmekten doğan bir hainliktir.” Sait Faik ‘in ilk ve son öykülerinden oluşan, 19 öykülük bir derleme. En çok Gümüş Saat öyküsünü beğendim. Kitabı okurken 70-80 yıl önce kullanılan ve cümle içinde inci gibi duran kelimeleri artık kullanmadığımıza içerledim.. Bu toprakların yetiştirdiği, kelimeleri satırlarda dans ettiren nice yazarlarlar, şairler varken, biz “aynen” demeye devam.. instagram.com/birkitapgibiii?... Hesabımdan da paylaşımlarımı görebilirsiniz
Az ŞekerliSait Faik Abasıyanık · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20202,896 okunma
Ne yaptın Aziz Bey?
Puan vermedi·88 syf.··
2026 1. kitabı
Kitap kısa ama etkisi uzun soluklu olacak bir eser. Yazarın okuduğum ilk eseri muhtemelen de zaman zaman okuyacağım. Aziz Bey’e gelecek olursak onun yaşantısından bahsetti, çevresinden bahsetti, duygularından bahsetti vs.. Ben farklı bir okuma yapmak istiyorum Aziz Bey adına. Aziz Bey mutlu bir yaşam sürebilir miydi? Belki evet fakat insan psikolojisi çok komplike bir yapı nelerden etkileneceği, nelerin travma oluşturacağı belli olmuyor. O da Maryam’a saplanan bir hayatla çıktı yola ve netice olarak saplantılığın, kalbinin onda kalmasının bedelini ödedi. Başka bir yaşam için uğraşmadı, Vuslat’la olan evliliği dahi kendi hayatına yönelik değil yine Maryam adına yapılan bir evlilikti iç aleminde. İnsan elem ve kederleri hayatın cilvesi olarak kabul ettiği esnada yaşamın sırlarına erişebiliyor sanki. Bıraksaydın Aziz Bey bıraksaydın da gittiği ellerde kalsaydı ama sen bırakmadım, bırakamadın. Üzdün..
Aziz Bey HadisesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 202416,7bin okunma
Trajediye ne kadar tahammül edebilirsin? (Spoiler yok)
Puan vermedi·128 syf.··
2026 11. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 16:49
Hüzün ve elem beklentisiyle kapısını çaldığınız Modern Japon Edebiyatı, sizi ilk Dazai ile karşıladığı gibi bu beklentiye de doyuruyor. Zengin bir ailede doğmasına rağmen ilerleyen yıllarda çeşitli bağımlılıklarla savaşan ve defalarca intihara kalkışan Osamu Dazai kaleminden de acı ve umutsuzluk dökülüyor. Bir ara kendime "Adeta Dostoyevski'nin karamsarlığını okuyorum." demiştim, ki örnek aldığı yazarlardan birisinin F.M. Dostoyevski olduğunu öğrendim:) Kitabın içeriğine gelirsek, kitaba yeni başladığımda 1K'da neden bu kadar düşük puanlandığını anlamamıştım. Çünkü yazar kesinlikle kendini okutmasını biliyor. O kadar zekice gözlemler tespit ediyordum ki, başta hayran kaldım. Korkunç bir dünyada var olma çabası, depresyonun insanda yarattığı Oblomov'suluğu çok güzel aktarmıştı. Üstüne toplumda bir yer edinmek için davranışlarındaki "palyaçoluk" metaforları ile kalbimi kazandı. Ancak ilerledikçe melankolinin ve çaresizliğin ucunun kaçıp gittiği korkunç bir hikayeye dönüştü kitap. Her ne kadar akıcı da olsa o iç sıkıntısıyla son sayfaları okudum. Yozo'yu benimsemiş ve sonrasında derin bir acıma hissetmiştim ve ağladım. Kitap gerçekten sizde bir iz bırakıyor. Benim gibi hassas kalplilerin okumadan öne iki kere düşünmesi gereken yine de inanılmaz hızla akacak olan bir kitap. Arkadaşım reading slump'tan bu kitap ile çıktığını söylemişti, övüldüğü kadar da var yani. Keyifli okumalar!
1000Kitap
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,4bin okunma