arif semih elmas

arif semih elmas
@elentrolya
hist.
4 okur puanı
Aralık 2023 tarihinde katıldı
Elhan-ı Şita üzerine inceleme,
Edebiyat-ı Cedide'nin en büyük şairlerinden olan Cenap Şahabettin'in eseridir. Elhan-ı Şita batı etkisinde gelişen, Şair-i Azâm'ın vurduğu büyük darbeyle yıkılan Klasik Türk edebiyatından farklılaştığı noktalar açıktır. Yapılan sanatı anlamak için önce yazarın hayatının bir kısmından bahsetmem lazım. 1889’da doktor yüzbaşı olarak okulunu bitirdi. İyi bir derece ile mezun olduğu için 1890 yılı başlarında cilt hastalıkları sahasında ihtisas yapmak üzere devlet tarafından Paris’e gönderildi. Burada dört yıl kadar kaldı. Malumunuz yeni edebiyatımızın şekillenmesinde en önemli rol Fransız edebiyatında. Bu süreçte Fransa'yı (sosyal hayatı) ve edebiyatı tanıma fırsatı buldu. Şiirde Klasik Türk edebiyatına nazaran kar sembolüne dinamizm kazandırmıştır. Divan sanatçıları gibi belli başlı mazmunlarla kara at gözlüğü ile yaklaşmamış. Onun yerine karı benzetme sayesinde kişileştirerek bir oluşun içine sokmuştur. " Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş eşini gaib eyleyen bir kuş gibi kar geçen eyyam-ı nevbaharı arar " Fransız edebiyatından aldığımız Anjanbman ile mısranın anlamını alttaki mısralara uzatmıştır. Şiirde genel tema olarak kaybolan, akıp giden, arkasında hüzün bırakan bahar ve onun yerine insanın karşına çıkmaz bir sokaktaki duvar edasıyla çıkan kış mevsimi vardır. Servet-i Fünun'un şairlerinin yapıtlarında yer verdiği "mai" yani hayal kavramı bu şiirde de mevcuttur. "Şimdi boş kaldı serteser yuvalar; Yuvalarda -yetîm-i bî-efgân! – Son kalan mâi tüyleri kovalar Karlar Ki havada uçar uçar ağlar." Aynı zamanda büyük şair yer yer şiirde vezni değiştirerek aruz üzerine ustalığını göstermiştir. Sizleri şaşırtmayacak şekilde şiirde aliterasyon ve seci de vardır. " Göklerden emeller gibi rizan oluyor kar Her sûda hayâlim gibi pûyân oluyor kar" Cenap Şahabettin
Şiir
Reklam
nostalji besleyebilecek bir geçmişinin olmaması
Mutlu olamadığımız bir zaman düşünelim. Elimizden bir şey gelmiyor çözüm adına. Bu durumda hayal alemine sığınırız. Mümkünse yaşadığımız güzel zamanların tekrar geri gelmesini arzulayarak kendimizi oyalarız. Peki nostalji duygusunu besleyebileceğimiz bir geçmişimiz yoksa. Bu nokta da daha önce yaşanmış ama sizin yaşayamadığınız zamanki yaşanan olaylardan karma bir şekilde o olayı veya olguyu tahayyül edersiniz. Bu da düşününce baya kötü duruyor. (1.12.24'e kadar yazılmış en saçma yazı)
Duygu ve Düşünce
Edebiyat ile Tarih ne zaman birbirinden ayrıldı?
Edebiyatın konusu beşerdir. Aynı suretle tarihin konusu da beşerdir. İnsanın var olmasıyla edebiyat ve tarihte var olmuştur (yazının ilerleyen kısmında tarih anlayışına değineceğim). İnsan yaşadığı süre boyunca çevresini ve diğerlerini anlamlandırma çabasına girmiş ve şu soruyu sormuştur : " Neden varım? Bunların müsebbibi kim?". Kısacası anlamlandırma çabası içine girmiş ve bu noktada mitler yetişmiştir. Milletlere bakıldığı zaman mitlerde var olan karakterlerin isimleri farklı lakin içerik üç aşağı beş yukarı aynı. Bunlar sayesinde edebiyat var olmuş ve tarihte bu insanların eskiyi anlatma çabalarıyla temeli atılmıştır. Temeli atılmıştır diyorum çünkü yılımız itibariyle sahip olunan tarih ve tarihçilik anlayışı ile o zaman arasında dağlar kadar fark var. Tarihin edebiyattan bir bilim olarak ayrılmadığı zamanlarda bizim şuan tarihçi olarak nitelendirdiğimiz kişiler ( Herodot, Thukididis ) o dönemin içerisinde geçmişi anlatırken edebiyattan faydalanıyorlardı. Nasıl yani: Yaşanmış olan bir olaya mitler ekleyerek bunları efsanevi nitelikler eklemiş oluyorlardı. Antik Çağ'da bir tarihçiyseniz kendi ulusunuz eğer bir zafer kazandıysa bunu ballandıra ballandıra anlatıyorsunuz bu öyle çok eski bir şey de değil gerçi. Ordunuz asker sayısı çok az düşman birliklerinin sayısı çok fazla vs. afaki söylemlerde bulunuyorsunuz. Bu anlattığım durum daha 19.yy kadar devam ettiğini söyleyebilirim. Malumunuz sanayi inkılabı ve aydınlanma felsefesi sayesinde içtimai müesseselerin inkışafı sayesinde bilimler gelişti. Bu eski tarihçililk anlayışı bu dönemlerde geçerliğini yitirdi. Halkta ağızdan ağza geçen, tasnif edilmeden kullanılan bu dönem sona gelmişti. Gerek belgelere objektif yaklaşma ve sorgulamanın girmesi aklın baskın güç olması tarihçilik anlayışını şekillenmesinde etkili oldu.
Edebiyat
Klasik eserler
baba ne klasikmiş be! sabah akşam okuyup durun. 500 sayfa 600 sayfa yazmışlar son 30-40 sayfaya sonu sıkıştırmışlar. basit edebi tekniklerle yazmışlar, hala büyük bir şaheser gibi sunun şunları. size karakterin çektiği bilmem ne acısı ve basit siyasi sorgulamalar (aynısını saçma sokak röportajlarından da öğrenebilirsiniz) dışında ne katıyor? genel itibariyle klasiklerin durumu böyle. kitap okumaya ilk başlanıldığı zamanlarda okunabilir ama harici zaman kaybı. genç werther'in acılarını gördükçe bulantı geçiriyorum! 👍
Edebiyat
fransız post modernizminin türk edebiyatına etkileri
edebiyat çağın, yazarın ve toplumun bir aynasıdır. Yükselen bir ivme ile değişen çağda sanayi ve tıp imkanları da aynı oranda gelişiyor. İnsanların daha öncesinde sahip olmadıkları imkanlara ulaşabiliyorlar. Bunların getirisi ile birlikte yeni bir konfor alanı açılıyor. Daha önce edebiyatta farklı alanlardan bakılmayan yerlere ışık tutuluyor. Sanayi kentlerinin içinde kaybolan insanlar, toplumun birey üzerindeki etkisi ve bireyin kendini gerçekleştirmesi gibi kavramlar edebiyata giriyor. Albert Camus'un absürt anlayışı ve Sartre'ın bulantısı gibi edebi düşünceler ortaya çıkıyor. Bizim edebiyatımıza da 1950ler ve ondan sonrasında etkili oluyor. Yusuf Atılgan'ın Aylak Adam kitabı bunun ilk örneklerinden verilebilir. Daha öncesinde döneminde yazılmış olan ne sosyalist düşüncedeki eserlere ne de milli değerleri baz alarak yazılan esere benziyordu. Diğer yazarlarımız köylüyü anlatırken, kaybolan değerlerimizi anlatırken artık modernist bir şekilde birey ele alındı. Metinlerarasılık, üst kurmaca, ironi ve kolaj gibi tekniklerde edebiyatımıza giriyor. Yusuf Atılgan'ın Türk Edebiyatı'nda öncülüğünü yaptığı bu türde ise yeni başyapıtlar verilmeye başlanacaktı. Netice olarak biz fransız post modernist edebiyatından hem teknik olarak hem konu olarak etkilendik.
Edebiyat