Ve eğer insan ruhunun ölümden sonra başka bir yaratığın bedenine geçtiği doğru ise, ben, bir karınca olmak yerine, akkuyruklu bir çaylak olmak isterim. O zaman, şu tepemizde süzülen çaylak gibi ben de yükseklerde uçup bu vatan topraklarını seyrederim, gözlerimi bu topraklardan hiç ayırmam. İşte benim dileğim budur.
— Ama herkes çocuklarımızın bizden daha iyi, daha rahat ve mutlu yaşayacağına inanıyor. Radyodan da söylüyorlar bunu. Sen ise tam aksini söylüyorsun. Atom savaşından mı söz etmek istiyorsun?
— Yalnız ondan değil. Yeni bir savaş olacağına pek inanmıyorum. Olsa bile çok sonra, uzun zaman sonra olur. Mesele ekmek meselesi de değil. Tarihin çarkı gittikçe daha hızlı dönüyor. Çocuklarımız her şeyi kendileri anlayıp öğrenmek, kendi akıllarıyla yapmak, bizim işlerimizi üstlenmek zorunda kalacaklar. Oysa düşünmek, her zaman acı veren ağır bir iştir. Onun için onların hayatı bizimkine göre daha zor olacaktır.
Zarife ve Ukubala'nın kendi aralarında günlük hayattan söz ederek gevezeliğe dalmış olmaları da hoş bir şeydi. Mutluluk içinde yüzüyor gibiydiler. Böyle olmalıydı işte. İnsanın mutlu olması için daha fazlasına gerek var mıydı?