Öz şefkatin bir direnç aracı olarak kullanılmadığından emin olmak için farkındalığa, zor deneyimlere bilinçli bir farkındalıkla kendimizi açmak için yeterince güvenli ve emin hissetmemiz adına ise öz şefkate ihtiyacımız var. İkisi bir arada güzel bir ahenk meydana getirirler.
Altın kural şöyle söyler:
"Sana yapılmasını istemediğini, başkasına yapma."
Ancak muhtemelen kendinize yaptıklarınızı, başkalarına yapmak istemezsiniz!
Yahudi:
1- Kendini Avrupa soykırımının biricik kurbanı gösterir.
2-Amerikalıyı, Yahudinin kültür ve zeka üstünlüğüne inandırır.
3-Politik entrika çevirir.
"Bak hocam" dedi, "Şu yeşil dala bak, şu kırmızı topraktan yeşil olarak geldi. Bak hocam, şu kırmızı güllere bak, şu kara topraktan kırmızı olarak geldi. Bak hocam, şu nasırlı ellerime bak, nasıl kımıldıyor ve tutuyor, şu gördüğün topraktan canlanarak geldi.
Bak hocam, toprak esastır. Hayat topraktan oldu. Niçin kazıyorum toprağı? Niçin altüst ediyorum, ağaçların güllerin dibini tırmıklıyorum? Hava girsin diye. Ve sonra su veriyorum. Hava ve su. Ve güneş. Yani ateş. Bak hocam, güneş böyle yakmayınca su ve hava bir işe yaramadı. Üçü beraber olunca toprak hayat kazandı."
Görüyorum ki medrese ile üniversite arasındaki fark korkunç. Üniversitede kaba bir diploma hedefi var. Kopya vesaire gibi ele geçmediği sürece meşru zillet üniversite tahsilini peşinen mahkum ediyor. Fakat bu nasıl da görmezlikten geliniyor. Üniversitelide özümleme belki de bu nedenle yapılamıyor. Oysa medreseli, medresenin verdiklerini kendi eşyası haline getiriyor. Zira, en önemli faktör bu, öğrendiği şeylere inanıyor. Onlar inancının dışında kalmıyor.