Elf Okn

Cenaze evi önünde toplanmış, az konuşan, bekleyen ve kendine takılmayan ve gülmeyen insanların bu halidir ölüm. Tepeden tırnağa ve büyükten belli bir küçük çocuğa kadar iner bu değişiklik ve nihayet o küçücük tozlu bebelere gelir ki her günkü hayatlarını sürdürmektedirler. Ve o çok ihtiyarlar, yüzlerine ebedi gelip oturmuş sükunetlerini sürdürmektedirler, demek ki ölüm; bu ikisinin arasındadır.
Sayfa 53
Reklam
İnsan, gittikce daralan dünyasında neden mutsuz? Herkes artık gereğinden fazla büyüyor da onun için mi? On yedi yaşlarındaki delikanlıların bile iki kat yaşlılarınki kadar yürekleri dolu. Minicik yavruların "anneciğim trafik çekilmez oldu" dediğini duyduk. O hiçbir zorluk yıpratmaz gibi görünen taze gövdelerinin içinde, ruhlarının dev bir saat rakkası gibi ızdırapla sallandığını görüyor analar.
Sayfa 39
...gördüğümüz her şeyde tanrısal sırrın bir parçası saklıdır. ... Her şey birdir ve bu "birlik" de herkesin pay aldığı tanrısal sırdır.
Sayfa 339
Çocukları Hume'un görüşlerinin tanıkları sayabilirsin. Taş şöyle bir iki saat havada asılı kalsa, buna kim daha çok şaşırırdı dersin, sen mi, yoksa bir yaşındaki çocuk mu?" "Ben daha çok şaşırırdım." "Peki neden Sofie?" "Herhalde bunun doğaya ne kadar aykırı olduğunu çocuktan daha iyi anlayacağım için." "Peki çocuk neden anlamaz bunu?" "Doğanın ne olduğunu henüz öğrenmediği için." “Ya da doğa onun için henüz bir alışkanlık haline gelmediğinden." "Ne kastettiğini anlıyorum. Hume insanların daha dikkatli olmasını sağlamaya çalıştı." ... "Hume olsa, çocuğun henüz beklentilerinin kölesi haline gelmemiş olduğunu söylerdi. Yani bu küçük çocuk senden daha az önyargılı. Böyle olunca küçük çocuğun en büyük filozof olup olmadığını da sormamız gerekiyor. Önceden belirlenmiş görüşlere sahip değildir çocuk. Ve bu da Sofieciğim, felsefenin başta gelen erdemidir. Çocuk dünyayı nasılsa öyle algılar, şeylere kendi yaşantıladıklarından fazlasını katmaz."
Sayfa 313
"Belki de bizi deli yerine koyuyordu duyularımız." "Nasıl olabilir böyle bir şey?" "Rüya gördüğümüzde de, gerçek bir şey yaşadığımızı sanırız. Peki uyanıkken edindiğimiz izlenimleri rüyadakilerden ayırt etmenin herhangi bir yolu var mı? Descartes şöyle yazıyor bu konuda: 'Konuyu iyice düşündüğümde, uyanık olmayı rüyadan kesin olarak ayırt etmeye yarayacak hiçbir belirti bulamıyorum. Ve devam ediyor: "Bütün yaşamın da bir rüya olmadığından nasıl emin olabilirsin ki?"
Sayfa 270
Reklam