— Memleketimizi nasıl buldunuz? diye sordular.
Biz de her gittiğimiz geri kalmış ülkede, her zaman, her yerde olduğu gibi,
— Fevkalade... Harikulade... Cennet gibi... Kalkınmalarınıza hayran olduk. Bizim için sizden alınacak pek çok dersler var... gibi pohpohlayıcı sözler söyledik.
Sayfa 41 - Nesin Yayınevi, Ne Güzel Memleket·Kitabı okudu
Parti hatipleri, kürsüye çıkıp kendi bildikleri gibi konuşmayacaklardı.. Halkın sorduklarına, onların anlayacağı dilde cevap verilecekti. Ama, bu göründüğü kadar kolay bir iş değildi. Kürsüye çıkıp alabildiğine konuşmak kolaydı. Ama soruları, her sorulanı cevaplandırmak zor işti. Köylü deyip geçmemeli, o ne çarıklı erkânıharpti! Bişey sorar, adamı zınk diye oturtur, partinin o bölgedeki itibarı iki paralık olur.
Sayfa 11 - Nesin Yayınevi, İşiniz Oldu Gayrı!·Kitabı okudu
Buhârî’de geçen bir hadiste, Ebû Hüreyre’nin naklettiği üzere Efendimiz (sas) kendisi ile önceki peygamberlerin münasebetini çok veciz bir örnek ile şöyle tasvir etmektedir:
“Benimle, benden önce gelip, giden peygamberlerin durumu aynen şuna benzer: Adamın birisi çok güzel bir ev yaptırmıştır. O, bu evi tamamlamış, süsleyip donatmış, ancak duvarında bir köşe taşının yerini eksik bırakmıştır. O şahane evi görmeye gelenler, binanın içinde gezip dolaşırken, gözleri bu eksik kalan yere ilişince: ‘Bina çok güzel olmuş ama keşke şu köşe taşının yeri de boş bırakılmış olmasaydı!’ demekten kendilerini alamazlar. İşte ben, yeri boş bırakılan o köşe taşı gibiyim. Ve ben, gönderilen tüm peygamberlerin sonuncusuyum.”
Siret-i Enbiya 4 / Sîret-i Nebî'nin Sîret-i Enbiyâ İle İlişkisi
Ölüm ya i'dam-ı ebedîdir; hem o insanı, hem bütün ahbabını ve akaribini asacak bir darağacıdır. Veyahut başka bir bâki âleme gitmek ve iman vesikasıyla saadet sarayına girmek için bir terhis tezkeresidir.
Ve kabir ise, ya karanlıklı bir haps-i münferid ve dipsiz bir kuyudur veyahut bu zindan-ı dünyadan bâki ve nurani bir ziyafetgâh ve bağistana açılan bir kapıdır.