...insanlar, ama özelliklede gençler hayatın baharında tüm sevinçlere açık olacaklarına, hayatı birbirlerine zehir ediyorlar, günlerini birbirlerine surat asarak geçiriyorlar ve kaybettikleri şeylerin bir daha yerine konulmaz olduğunu gördüklerinde iş işten geçmiş oluyor.
Sürükleyiciliğiyle hikayeyi yaşatan bir kitap. Birinci kitabını okuduktan epey zaman geçtikten sonra okuyabilmek bu zamana kısmet oldu. Bu kitabın yeri bende hep ayrı hep de ayrı kalıcak. Sonlarına doğru hikayeler final verdiğinden dolayı bölümlere sıkıştırılmış gibi ve devamı bekliyor. Umarım üçüncü kitabı çıkar ve sonlarında aklımıza yerleşen soru işaretlerine cevap verir hem de hikayeyi tamamlar. Ki kitap günümde çok yaşadığım gördüklerine inanıp gördükleriyle hayatlarına ve ilişkilerine yön verenlere çok iyi vurgular yapılmış ve bu konuda yazılan iki söz çok hoşuma gitti. Bunları alıntılara eklesem de buraya da eklemek istiyorum.
-> "Her gördüğümüz şey, göründüğünü kadar iyi ya da kötü değildir. Daha doğrusu her gördüğümüz şey doğru değildir. Duyu organlarına bu nedenle de güvenmemek gerek. Duyuların insanları aldatabileceğini bilmek ve sabırla gerçeğin yüzünü görmek gerek!"
-> "İnsanlar sadece gördüklerine inandıkları sürece aptal olarak kalmayı sürdürecekler. Oysa görüntünün altındaki gerçekleri öğrenmek için kıllarını kıpırdatmayacak ve gördüklerinin doğru olduğunu sanarak ölecekler."
İnsanlar maalesef gözleriyle gördüklerine inanıyorlar ve asla altındaki gerçeği ya da asıl görüneni ne duymak ne de öğrenmek için çaba sarf ediyorlar. Umarım bir gün bu düzen bu algı değişir ve gerçekten gerçeği görürler anlarlar ve hayatlarına daha iyi bir şekilde devam ederler...