Elfida

Elfida
@elfida85
İnancım da bitti, umutlarım da.... . Yokluğun varlığından daha temiz..! .
65 okur puanı
Şubat 2021 tarihinde katıldı
Ne var biliyor musunuz? Mutlu olamıyoruz. Ne kadar çabalarsak çabalayalım, ne kadar istersek isteyelim olmuyor. Bazen marketlerden aldığımız bir çikolata ile mutlu olan bizler, çok kırdık
Sayfa 489 - Ephesus Yayınları
Reklam
Biliyorum, bazen gökyüzüne bakıyorsunuz. Yıldızların ötesine dalıyor gözleriniz. Belki bir pencerenin kenarında oturuyorsunuz, belki denizin dibindeki kayalıklarda... Belki de odanızda tavana bakarak görüyorsunuz orada olmayan yıldızları... Güzel mi güzel hayaller kurarken, derin bir iç çekme dökülüyor dudaklarınızdan. Hayal kuruyorsunuz ya da üzgünsünüz. Bazen öyle bir an geliyor ki, neden üzgün olduğunuzu bile bilmiyorsunuz. Etrafınız sahte gülüşler, sahte insanlarla dolup taşarken, siz onlara cevap olarak avazınız çıktığı kadar susuyorsunuz. Etrafınızdan, size iyi gelmeyen insanlan uzaklaştırmalısınız. Çünkü siz, iyiyi bilenlersiniz. İyi olanı hak edenlersiniz. Bakin etrafınıza... Size zaran olan herkesi, her şeyi çıkanın hayatınızdan. Koca bir orta parmak gösterin onlara. Hayat, sizi üzmelerine izin vermenize yetmeyecek kadar kısa ve siz üzülmeyi hak etmiyorsunuz. Hayatınıza iyi şeyler katın. Bir yerlerde genç bir adam, odasının tavanına bakarak, sevdiği ama konuşamadığı kızı düşünüyor. Bir yerlerde genç bir kız, her gün sınıfın penceresinden sevdiği çocuğu izliyor. Bir yerlerde çoğu insan iç çekiyor. Hiçbir şey için geç değil. Ne yapmak istiyorsanız onu yapın ve kimsenin hayallerinizin önüne geçmesine izin vermeyin. Bakın, bir yerlerde de çay soğuyor.
Sayfa 507 - Ephesus Yayınları
"Kaybedeceğiz, azizim. Karanlık yine kazanacak, kaybetmiş olanlar yine kaybedecek!"
Sayfa 491 - Ephesus Yayınları
Eylül... Bir sonbahar akşamına ait nemli zamanların yorgun ayakları dolaşıyor kumların üzerinde. Bütün şey'ler hiçbir şey'liğe alışırken, bir dem şefkate sunacak özlerini arıyorlar duvar diplerinde. Sonu gelmeyecek bir bekleyiş mi acaba bizi olduğumuz yere kilitleyen? Acı soluyor ciğerler. Nefreti, terk edilişi... Aşk ve diğer her şeyi kusmak istiyor. Ama kasvetin dayanılmazlığı, ara sokakların kıdemli ayyaşları gibi. Bu kadar canı nasıl yanar insanların? Hüzün, ne zamandır aynı yaşıyor bizden? Bildiklerimiz yalan! Duyduklarımız yer altı sesleri miydi? Eğer mutluluk değilse acının kardeşi, iki düşmanı taşır mı bu bünye? Yabancılaşıyoruz... Uzaklaşıyoruz kendimizden. Donduruyor anlatamadıklarımız zihinlerimizi. Palyaçolara mı kaldı bizi korkutmak? Belki de felçli bir yetinme güdüsünün verdiği hazza muhtaç, sonu olmayan hikâyelerden başka bir şey değil geleceğimiz. Çaresiziz. Var olana karşı aciziz. Gitmek isteyişlerimiz bile şuursuz bir ayaklanmadan ibaret. Oysaki hayaller kurmuştuk düşlerimizde. Kimsenin yüzünden eksilmemeliydi gülümsemeler.
Sayfa 471 - Ephesus Yayınları
Selam var, güzel şeyler söyle insanlara. Orada kimse var mi demekten vazgeç. Orada kimse yok! Kendi yaralarını bile kendin sarmalısın, azizim. Zira cam koyuyorlar yaralarının üzerine, sonra da kapattık biz bu yarayı diyorlar. Diyorlar, azizim. Diyorlar ve acıtıyorlar. Onların güzel sözleri bile sahte, Sen onlara doğruyu öğret. Öğret, cam dostum. Kara kalplerin ışığı sen ol. Bak onlara, vazgeçmelerini söyle. Vazgeçmezlerse, seni çok seviyorum deyip sarıl. Isıt katran kalpleri. Isıt ki, bulaştırmasınlar kötülüklerini başkasına.
Sayfa 449 - Ephesus Yayınları
Reklam