Aslında kişi ne denli samimiyetsizse fikrin de entelektüel açıdan o derece değerli olması beklenir zira bu durumda fikir kişinin arzuları, istekleri ve önyargılarıyla lekelenmemiş demektir.
Kitap Oscar Wilde'ın acemilik döneminde yazılmasına ve çocuk kitabı olmasına rağmen içindeki 5 kısa öyküde güzel mesajlar veren bir kitap.
Birincisinden yani Mutlu Prens hikayesinden başlıyorum:
Mutlu Prens şehrin tam merkezinde duran, bütün yardıma muhtaçlara yardım etmek isteyen bir heykeldir. Yerinden kıpırdayamadığı için yardım edemezken Prensin yanına gideceği tatil için dinlenmeye ve hazırlanmaya gelen bir kuş konar. Prens kuştan kendi heykelindeki altınları fakirlere götürmesini ister. Kuş kendisinin yola çıkması gerektiğini söyler ancak Prens onu ikna eder ve kuş altını fakire götürür. Prens her gördüğü fakir için kendini feda eder ve kuştan ricada bulunur. Sonunda heykelin hiç altını kalmaz, belediye tarafından atılır. Kuş ise soğuktan ölür.
Buradan anlayacağız ki her kötülüğe çare bulunamaz, bulunmaya çalışılırsanız da kötülük her yanınızı sarar gibi hissedersiniz ve tükenirsiniz. İyilik bu dünyada önem görmese de diğer dünyada ya görecek ya da görmeyecek. Belki de dünyanın adaletsizliğe de ihtiyacı var.
Harika Fişek:
Yapılacak düğün için patlamaya hazırlanan bir grup fişek heyecanlıdır ve havada uçarken ne kadar eğleneceklerini konuşurlar. Fakat bir fişek vardır ki kendini bütün fişeklerden üstün görür. Uzaya kadar uzanacağını ve yıldızlarla konuşmak gibi boş işlerle uğraşmayacağını söyler. Patlama anında herkes yükseğe fırlarken kibirli fişek unutulur ve bir bataklığa düşer. Belki de tanrı ona 2. şansı verip başka kişiler ve mesajlar da yollamıştı ama fişek yine kendini en üstün olarak bilmeye devam etmek istedi. Son anına geldiğinde ise hala üstündür.(Cahilliğin gücü denebilir :))
Bencil Dev:
Bahçesinde çocukların oynadığı Dev çocukları kovar. Çiçeklerin açmış olduğuu ve kuşların öttüğü bahçe çocuklar gidince kar ve kırağının olduğu bir bahçeye döner.
Aşk, en bilge Felsefe'den daha bilge, en güçlü Güç'ten daha güçlüdür. Alev rengidir kanatları, alev rengidir bedeni. Dudakları bal kadar tatlı, nefesi tütsü gibidir."
"Ben de bir zamanlar toplum hayatına girmek istiyordum." dedi Ördek, "düzeltilmesi gereken o kadar çok şey var ki. Hatta bir keresinde bir toplantıya başkanlık ettim, hoşlanmadığımız her şeyi lanetleme kararı aldık. Ama pek bir etkisi olmadı. Şimdi evime bağlandım, ailemle ilgileniyorum."