Oblomov yüksek sesle kendi kendine:
- Bu nasıl iștir? dedi. Demek așk da geçiyor. Bense öyle sanıyordum ki âșıkların hayatı sıcak bir öğle vakti gibi rüzgârsız, hareketsizdir. Halbuki sevgide de rahat yok. O da değișiyor, durmadan değișiyor... Bütün hayat gibi.
- Niçin böyle dertlisiniz?
- Bilmem ki, Olga Sergeyevna. Mutlu olmama da neden yok; nasıl olayım?
- Çalıșın, insanlarla daha fazla düșüp kalkın.
- İnsanın bir gayesi olmalı ki, çalıșsın. Benim gayem ne? Hiçbir șey.
- Gaye yașamak.
- İnsan niçin yașadığını bilmezse günü gününe yașamakla kalıyor; günün geçmesini, gecenin gelmesini beklemekten bașka zevki olmuyor. Bugün nasıl yașadım, sorusuna cevap vermeden uykuya dalıyor, ertesi gün gene aynı hayat.