Gösterge değeri olan mala sahip olmak, özneye hayatında her șeyin doğru gittiğine, usta bir kaptan gibi hayatının denetimini elinde tuttuğu sanrısı yașatır.
Gerçek yașam koșullarını belirleyen ilișkiler ağı içinde öznenin, mal ile kurduğu hayali ilișkiler yüzünden, gerçekten değerli olan nedir sorusunun hiç gündeme gelmediği bir kendini aldatma süreci hayat olarak yașanır ve tüketilir.
Amerikan rüyasıyla bireysel psikolojiyi yönlendiren mal edinme arzusu, toplumsal alanda imgeler, alkıșlamalar ve sırtını sıvazlamalarla yaratılan arzu modelleri ile çakıștığı ölçüde, özne, ötekinin alanında "adam yerine" konduğunu, istendiğini ve daha da önemlisi "sevildiğini" hisseder.
Bende birisi kendisiyle sohbet ediyor.
Bende birisi bir bașkası ile sohbet ediyor. Onları ișitmiyorum. Fakat, onları ayıran ben ve aralarında ısrarcı olduğum bu ayrım olmaksızın birbirlerini duyamayacaklar.