Sofradaki onca gürültünün arasında kiracıların yemeği öğüten dişlerinin çıkardığı seslerin duyulması Gregor’a garip geldi, sanki bununla ona yemek yemek için dişlere sahip olmak gerektiğini ve diş olmadıktan sonra en güzel çeneyle bile yemek yenemeyeceğini göstermek istiyorlardı. “Benim de canım istiyor istemesine,” dedi Gregor kendi kendine sıkıntıyla “ama bu şeyleri değil. Adamlar ne güzel yiyorlar, oysa ben öleceğim!”
“Eğer o sessiz, fakat tümüyle kentsel bir görünümü olan Charlotte Caddesi’nde oturduğundan o kadar emin olmasa, pencereden dışarı baktığında gördüğü şeyi, gri gökyüzü ve gri toprağın birbirinden ayrılmayacak şekilde iç içe girdiği bir çöl sanabilirdi.”
“Her şeyi olduğu gibi anlatacak mısınız? An gelir insan çalışamayacak durumda olur, fakat işte o an, o insanın geçmişteki başarılarını hatırlamak ve ileride engeller ortadan kalktığında daha bir gayretle, daha çok çalışacağını düşünmek için en uygun andır.”