elif tuğçe ERSÖZ

Bazı ruhlar dışbükeydir, bazı ruhlar içbükey. Biz içbükey ruhlarız, babamla ben. İçimize doğru kapanırız, istiridye gibi. İçimizin tam ortasında duran, patlamayan, patlayıp da ortalığa saçılmayan, saçılıp da herkesi kirletmeyen incimiz-çıbanımız kistleşir içimizde. Kistleşen bu inci-çıbanımız varlığımızın özüdür, habis.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Nasıl bir günahsa bu kardeşim, öde öde kefareti bitmiyor!
Ali bir viski şişesi getirdi, iki bardak, bir kâse buz, bir kâse fındık. Şu anda öyle yabancıyız ki birbirimize, içelim tanışalım. İçelim güzelleşelim. İçelim unutalım. Daha ilk kadeh iyi geldi. Viski yorgunluğu alır derler. Kastettikleri günün yorgunluğudur. İstediğin kadar iç, hayatın yorgunluğu bâki kalır.
Birine aşırı baglanmak dengesizliktir. İyi güzel de, benim dengemi sen bozmuştun Ali. (Benim dengemi bozmayınız.) Bana gereğinden fazla güzel gülümsemiştin. Gereğinden fazla aşkla bakmıştın. Bana hiç yalan söylememiştin (ki en kötüsü de buydu). Hem denge nedir bilirdim ben, iki kolundan biri koparsa dengen bozulur.
Çok gençsin daha. Yapabilirsin. Bensizlik senin için daha iyi. Varlığım sana zarar veriyor, görmüyor musun? Buna benzeyen teselli cümleleri bir yığın. Kırılmayayım istiyor. Sanki sihirli sandığı bu cümlelerle kur dediği hayatımı kurabilirmişim gibi. Hokus pokus, kurdum işte Ali, bak? Bana verdiğin cümlelerle kurdum hayatımı, sağol, böylece ben de boğazıma kadar boka battım. Bir aşkın bitişinde teselliden daha kırıcı bir şey yok Ali. Sen de bunu anla. Gerçeği söyle. Gerçek bu, gidiyorum, sadece bu, gitmek. İnanmıştım. Ama gene de kırılmıştım, terk edilmiştim, yıkılmıştım.