Ancak ölüm hayata taahhütlerimizden bizi kurtarsa da kendimize taahhütlerimizden özellikle en başta gelen layığıyla hakkıyla yaşama taahhütünde kurtaramaz

Hayata öyle çok taahhütte bulunuruz ki bir an gelir hepsini yerine getirmeye gücümüz kalmadığını hisseder mezarlara döneriz ölümü “tamamlanmakta zorlanan kaderlerin yardımına koşan” ölümü çağırırız 
Tufan’ı tatlı güvercini peygamberin sizin gittiğinizi görünce dünyanın yeniden doğuşundan ötürü yaşadığı sevince bir hüznünün de karışmadığını düşünmek mümkün mü?