Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol

Kübra Nur Gezmişoğlu

Geleceğin ne zaman geleceğini sordum, “yarın sabah,” diye karşılık verdi. Onun böyle kendinden emin konuştuğunu görünce fırsattan istifade edip geleceğin tam olarak ne olduğunu sordum, bir kez daha “yarın sabah” diye karşılık verdi
Reklam
Bu dünyadan saklayacağım son imge, yüzünüz olacak ve bana sarılan gözleriniz.

Okur Takip Önerileri

Tümünü Gör
Öyleyse tekrar diye bir şey yoktur. Tekrar eden biçimdir. İçerik tekrar etmez çünkü içerik zamana aittir ve sürekli değişir 
Yarının uzak kokusu olmasa, bugünün kara ekmeğini yemezlerdi
Reklam
şa ha ne
Bu kil parçasının gizledikleri ve gösterdikleri bir varlığın zamanda ve mekanda yaptı yolculuğun izleridir, tırnakların bıraktığı çizikler, yanıp bitmiş ateşlerin külleri ve geride bıraktığı kömürleşmiş odunlar, bizim kemiklerimiz ve diğerlerinin kemikleri, görünmez menzillere doğru sonsuz kez çatallaşan ve ileride yeniden buluşan yollardır. Yüzeydeki bu zerrecik bir hatıradır, şuradaki çöküntü uzanmış yatan bir bedenin izidir. Beyin bir soru sordu ve bir ricada bulundu , el cevap verdi ve harekete geçti. Marta bunu başka biçimde anlattı “işi kavramaya başladın.”
Hafızada soluk almıyorsa kaybolan, işte orada hapsoluyor umut. Orada rüyalar kapılarını sıkı sıkı kapatıyor geçmişe
Hayatta kalmak, göğüsün inip kalkması mıdır, üzerinde enkazlar taşıyarak.
Güneş bütün gece ortadan kaybolmakla benliğini inkar etmiyor. Yokluğuyla varlığının sınır taşlarına düşüyor sabaha kadar.
"Madem sen bâkisin, yeter; her şeye bedelsin. Madem sen varsın, her şey var." Evet, mevcudatta sebeb-i muhabbet olan hüsün ve ihsan ve kemal, umumiyetle Bâki-i Hakiki'nin hüsün ve ihsan ve kemalâtının işaratı ve çok perdelerden geçmiş zayıf gölgeleridir; belki cilve-i esma-i hüsnanın gölgelerinin gölgeleridir.
Reklam
Sağ olsaydın yazdıklarımdan bir satır anlamamakla birlikte gene de benimle öğünürdün sanıyorum. Galiba biz, babacığım, birbirimizi hep böyle anlamadan sevdik. #oğuzatay
Hürriyet
Ben bu kadar kendi zıttı ile beraber gelen ve zıtlarının altında kaybolan nesne görmedim. Kısa ömrümde yedi sekiz defa memleketimize geldiğini işittim. Evet, bir kere bile kimse bana gittiğini söylemediği halde yedi sekiz defa geldi ve o geldi diye biz sevincimizden davul zurna sokaklara fırladık
Hürriyet
Bu kelimeyi bugün sadece siyasi manasında kullanıyoruz. Ne yazık! Onu politikaya mahsus bir şey addedenler korkarım ki, hiçbir zaman manasını anlamayacaklar dış p politikadaki Hürriyet, bir yığın hürriyetsizliğini anahtarı veya ardına kadar açık duran kapısıdır
Sahibinin en mahrem dostu olan bileğinde nabzının atışına arkadaşlık eden, göğsünün üstünde bütün heyecanlarına paylaşan, hülasa onun hararetiyla ısınan ve onun uzviyetinde benimseyen yahut masasının üstünde, gün dediğimiz zaman bütününü onunla beraber bütün olup bittisiyle yaşayan, saat ister istemez sahibine temessül eder, onun gibi yaşamağa ve düşünmeye çalışır
356 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.