bedenin hiçbir sürpriz vaat etmeyen bir kıpırtısızlığa gömüldüğü, yaz ortasında ağaçlarda kuru yapraklar görür gibi, hâlâ genç olan yüzleri çevreleyen saçların döküldüğünü veya ağardığını görünce bütün umudumuzu kaybettiğimiz an, o kadar çabuk gelir ve o güneşli sabah vakti o kadar kısadır ki,,
İlgisiz kaldığımız kimselerin kişiliklerini biliriz, ama hayatımıza karışan, bir süre sonra kendimizden ayıramadığımız, dürtüleri konusunda, sürekli elden geçirilen, kaygı dolu varsayımlar oluşturduğumuz bir insanın kişiliğini nasıl kavrayabiliriz ki?
Sözlerimizin genellikle yöneldikleri kişi tarafından, o kişinin kendi içinden çıkardığı, bizim yüklediğimiz anlamdan çok farklı bir anlamla doldurulması,,,
günlük hayatın sık sık gözümüzün önüne serdiği bir gerçektir.