İkisi de ne bir saat önceyi,ne de bir saat sonrayı düşünüyorlardı. Bütün hislerden ve bütün düşüncelerden daha kuvvetli olan ve insanı hayatında ancak birkaç defa idaresi altına alan tabii ve hakim bir duygu şimdi ikisini de avucunun içine almıştı. Bu anda etraflarındaki ağaçlar, karşılarındaki deniz kadar bu kuvvete tabiydiler. Bir tek üzüntüleri, bir tek istekleri yoktu.Hatta her istediğine nail olanların iç sıkıntısı da onlardan uzaktı.
Saadetin bu kadar tamam ve mükemmel oluşu ikisini de şaşırtmış gibiydi.
Mutluluk bir çocuk için ne ifade ederdi? Dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan bir çocuk ile Filistinli bir çocuk bu soruya mutlaka farklı cevaplar verirdi.