elif

Winnicott sahte benliğin şahsiyetin tümünü kapladığı ve gerçek benin yaşamasına, nefes almasına izin vermediği durumlara "iyi teşkilatlanmış sahte benlik sistemi" ya da "sahte benlik yaşayışı' adını verir. Bu gibi vakalarda, dışarıdan kişinin kendisi olarak algılanan, aslında bireyin yalnızca sahte benliğidir. Winnicott'a göre bir kimse etrafındaki herkesi memnun edecek bir sahte benlik geliştirse bile, bu içten içe mutlaka onun kendisini boş ve hakikatsiz hissetmesine neden olacaktır. Böyle biri hiç semptom göstermese de sağlıklı ya da mutlu değildir, olamaz.
Sayfa 45·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Maruz kaldığı meydan okumanın aşırılığı göz önüne alınınca, Freud'un sözünden dönmesinin kapsamlı niteliği belki anlaşılabilir. Teorisine sımsıkı yapışmak, kadın ve çocukların uğradığı cinsel zulmün derinliğini kabul etmek olacaktı. Entelektüel geçerliliğin ve bu tavır için desteğin yegâne potansiyel kaynağı, Freud'un baş tacı ettiği patriarkal değerleri tehdit eden, yeni doğmuş feminist hareketti. Böyle bir hareketi desteklemek, Freud'un siyasi inançlarına ve mesleki ihtiraslarına sahip bir adam için düşünülemez bir şeydi. Büyük karşı çıkışlarla, kendini psikolojik travma çalışmasından ve kadınlardan derhal ayırdı. Öğretinin temel noktası kadınların değersizliği ve yalancılığı olan bir insan gelişimi teorisi geliştirmeye devam etti. Antifeminist bir iklimde bu teori tuttu ve başarılı oldu.
Sayfa 23
Bir yıl içinde Freud histerinin travmatik kökeni teorisini gizlice reddetti. Yazışmaları hipotezinin radikal sosyal içerimlerinden gitgide sıkıntı duyduğunu açıkça gösterir. Histeri kadınlar arasında öyle yaygındı ki, şayet hastalarının hikâyeleri gerçekse ve teorisi doğruysa "çocuğa karşı sapık eylemler" dediği şeyin, yalnızca ilk histeri çalışmasını yaptığı Paris proletaryası arasında değil, çalıştığı Viyana'nın saygın burjuva aileleri arasında da yaygın olduğu sonucunu çıkarmaya zorlanacaktı. Bu fikir kolay kabul edilemezdi. İnanılırlık sınırının ötesindeydi. Bu ikilemle yüz yüze kalan Freud kadın hastaları dinlemeye son verdi.
Sayfa 17
İlkel adam ahlaklı bir davranışı değerlendirmek konusunda bizden daha yeteneksiz değildir. Onun iyisi en az bizim iyimiz kadar iyi ve onun kötüsü en az bizimki kadar kötüdür. Sadece iyinin ve kötünün görünme biçimleri değişiktir yani ahlaki yargılamanın süreci aynıdır.
Sayfa 9·Kitabı okudu