elif

Kürtaj haktır
Alice Miller, (görünür şekilde) ağır istismara uğrayan çocuklarının tamamının istenmeyen çocuklar olduğu, ailelerin, istemedikleri çocuklara kötü muamele ederek onlardan intikam aldığı gerçeğine dikkat çekiyor ve “Anne olmak istemeyen bir kadını, anne rolüne zorlamak insan toplumuna karşı bir suçtur.” diyor. 1989’da Katolik kilisesi, kürtajın büyük bir günah olduğunu inananlara bildirmek için Berlin’de on beş dakika boyunca çanlarını çalmış. Bunun çok şaşırtıcı ve büyük bir olay olduğunu söyleyen Alice Miller, şöyle yazmış: Çanlar, insanları çocuk istismarından uzak tutmak için çalmamıştı. Hitler bütün Avrupa’da insanları kitleler halinde sürgüne gönderdiğinde, Stalin milyonlarca insanı öldürttüğünde, kiliseler çanlarını çalmamıştı. Hâlbuki yurtdışındaki kiliselerin Stalin’den korkmaları için bir sebep de yoktu. Çavuşesku halkına zulüm yaparken, güvenlik servisine erkek olarak eğitmek için, çocukları kullanırken ve daha sonra onları kurşunlatırken, kiliseler çanlarını çalmamıştı. Ama şimdi, daha fazla arzu edilmeyen çocuğun dünyaya gelmesini sağlamak için tam çeyrek saat çanlarını çaldılar.”
Sayfa 287
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Paul Réc; kendisi bir filozoftur. Her ikimiz de Tanrının öldüğüne inanıyoruz. Bu dostum, tanrısız bir yaşamın anlamsız olduğuna karar verdi ve şu anda duyduğu acı o kadar büyük ki intiharla dans ediyor: Gerektiği zaman kullanmak üzere boynundaki kolyesinde zehir taşıyor. Oysa benim için tanrısızlık, coşkuyla dolmak için büyük bir fırsat. Özgürlüğümün tadını çıkarıyorum. Tanrılar var olsaydı bize yaratacak ne kalırdı diye soruyorum kendi kendime. Ne demek istediğimi anlıyor musunuz? Durum aynı, alınan duyum verileri de aynı, ama işte karşınızda iki farklı gerçeklik!
Sayfa 259
Feminist antropolojinin hedef tahtasına yerleştirdiği eril-merkezci klişelerden bir başkası da, "avcı erkek/top­layıcı kadın"dır. Avcılığın simgesel yükünün abartılması­nın kadını kültürel alanın dışına sürme işlevi gördüğünü iddia eden feminist antropologlar, erkek ile kültür/uy­garlığı, kadın ile doğayı özdeşleştirerek dikotomiler (ikili zıtlıklar) halinde kurgulayan kültürel dizilimleri de eleş­tiriye tabi tuttular. Bunların, kadın ile erkeğin toplumsal rolleri arasındaki kültürel olarak biçimlenmiş farklılıkların biyolojikleştiriterek doğallaştırılmasını, dolayısıyla cinsiyetler arasındaki eşitsizlikleri meşrulaştırdığını öne sürdüler.
Sayfa 161