''insanlar, bağışlandıklarında arsızlaşan, bu yüzden onlara yumuşak ve sevecen davranılamayan çocuklara benzerler. bir dostun ödünç alma isteğini reddetmekle o kişiyi yitirmeyiz ama ödünç istediği şeyi ona vermekle onu çok kolayca yitirebiliriz. bunun gibi bir dosta karşı gururlu ve onu biraz ihmal edici bir biçimde davranarak onu yitirmeyiz ama ona karşı çok fazla dostça ve kibar davranırsak onu yitiririz; çünkü bu davranışımız onu küstah ve katlanılmaz kılacaktır.”
ateizmin bediüzzaman'ı. bu benzetme ikisinin de felsefe üzerinden yola çıkarak farklı inanışlar elde etmesine dayanmaktadır. eğer ki bu adamı okuyorsanız size risale-i nur okumanızı da tavsiye ederim ki karşıt görüşler arasından kendi düşüncenizi şekill
hiçbir olay karşısında büyük sevinç ya da büyük üzüntü duymamalıdır; bunun bir nedeni, bu olayı her an yeniden biçimlendirebilecek olan, tüm şeylerin değişebilirliğidir; bir başka nedeni de, bizim için yararlı ya da zararlı şeyler hakkındaki yargımızın yanıltıcılığıdır; bu yanıltıcılık yüzünden hemen herkes bir defa, sonradan kendisi için çok iyi olduğu ortaya çıkan bir şeyden yakınmış ya da en büyük acıların kaynağı olacak bir şeye sevinmiştir.
“Hep seni sevip sevmediğimi bilmek istiyorsun Milena, ama bu insanın mektupla cevaplayamayacağı kadar ağır bir soru. Eğer birbirimizi bir daha görecek olursak, sana bunun cevabını mutlaka söylerim.”