Müdire Hanım beni çok bekletmedi, beni reçel gibi koktuğunu hatırladığım odasına çağırdığında raflar dolusu kitaplarmı gördüm, o zaman içim biraz rahatladı. Kütüphaneye benziyordu ve kütüphanelerde kötü şeylerin olmayacağını düşünürdüm. Yanılmışım.
Biz on beş yıldan fazla birlikteydik, öyle ki onsuz bir yaşamı hayal dahi edemezdim. Ama şimdi anlıyorum. Ben âdeta tek bir ömrün içinde onlarca farklı hayat yaşadım ve onunla paylaştığım hayat da bir gün bitmeye mahkûmmuş. Bazen en olmayacak insanlara sımsıkı tutunuruz, ta ki acıya daha fazla katlanamayıp
bırakana kadar.
Az önce Hainin Mührü 3'ün ilk bölümünü okudum ve..... Övgü Deveci Safi'nin yazım dilini, evreni, her şeyini o kadar özlemişim ki...🤩🫠 Bölümü Dede'den okuduğumuzu gördüğüm an feci duygulandım çünkü çok az okuyabilmiştik ve o kısa zamanda çok sevdiğim bir karakter olmuştu. Çok söylenecek bir şey yok mükemmeldi, bayıldım. İlk bölümden gözyaşlarımı tutamadıysam kitap beni ne hâle getirir bilemiyorum. Çabucak kitabın çıkmasını ve çabucak da okumayı istiyorum. Şimdi gidip çilek reçeli yiyerek ağlayacağım. 🤧🫂
Bir zamanlar tanrıların ölümün zıttı olduğunu düşünmüştüm ama artık her şeyden daha ölü olduklarını görüyorum çünkü hiç değişmiyorlar ve hiçbir şeyi ellerinde tutamıyorlar
Bu kitaba şu zamana kadar inceleme yazmadığıma inanamıyorum. Aslında bilinçli olarak beklettiğim bir incelemeydi, bazı şeyleri sindirebilmek istemiştim ama artık zamanının geldiğini düşünüyorum çünkü kitabı bitirişimin üzerinden yirmi bir gün geçse de ben bu kitabın bittiğini kabullenemiyorum. Bugün de Kirke'ye olan özlemim nüksedince hakkında konuşmak istedim.
Her ne kadar herkese her şeyi her detayıyla anlatmak istesem de spoilersız bir inceleme olacaktır.
Bu kitabı okumadan kısa bir süre önce de Akhilleus’un Şarkısı kitabını okumuştum (incelemem #295541946) ve ona benzer bir biçimde yazar yine mitlerde geri planda kalmış ve hak ettiği kadar konuşulmamış bir karakteri merkeze alıyor. Helios'un kızı Kirke'nin hayatını çocukluğundan itibaren bütün detaylarıyla okuyoruz ve birçok mitolojik karakter tanıyor, olaylara şahitlik ediyoruz.
Benim için yalnızca bir mitolojik anlatıdan ibaret değildi asla. Bireyin kendini keşfetme sürecine ait derin bir metindi. Kirke'nin dışlanmışlığını, yalnızlığını zamanla güce ve bağımsızlığa dönüştürmesine şahit oluyoruz.
O kadar gerçek hissettiren bir kitap ki gerçekten Aiaie'de bulunuyorsunuz. Her duygu iliğinize kadar ulaşıyor her gerçek yüzünüze tokat gibi çarpıyor. Hani sizi alıp duvardan duvara vuran kitaplar olur ya bu kitap beni alıp dağlardan denizlere vurdu.
Aslında Akhilleus’un Şarkısı ile birlikte yunan mitolojisine giriş yaptığımda kitap bana mitleri “ahlak filtresiyle” okumamayı öğretmişti ve bu kitapta da bunu tekrar anladım. Çünkü bu dünyada doğru-yanlış çizgisi bizim düşündüğümüz kadar net değil. Bu da kitabı daha gerçek ve daha