Hodbin, azımsanmayacak bir işgüzar olduğundandır ki oldum olası insanları iyi tahlil ettiğine inanır ve hükmünde de genelde hiç yanılmazdı. Bu kuruyasıca huyundan ötürü yeni tanıştığı insanlara katiyen güvenmez, bilhassa bir anda ortaya çıkan yabancılann günü kurtarmasından ötürü de ifrit olurdu. Ansızın ortaya çıkan yiğitler, ancak köhne masalların kahramanıydı ve Hodbin, kara alametlerin hoş bir yazgıyla bozulduğu tozlu bir hikâyede yaşamadığının gayet farkındaydı.
Çıkarlar ve çıkarcılar.
Onun dünyasında hikâyeler, bundan ibaretti ve genelde tozlanacak kadar da yaşamaz, unutulup giderlerdi.
"Arm'dan başka kimsen yok mu?" İlk defa, Lunu hakkında bu kadar özel bir şeyi merak etmişti. Lunu buna hem şaşırdı hem de beklenmedik bir memnuniyet duydu.
"Bir annem vardı ama Ark, Çürük olduğumu ilan ettikten sonra beni kendi hâlime bıraktı. Öncesinde çok annelik yaptığından değil tabii." diyerek omuz silkti. "Evet, yani Arm'dan başka kimsem yok." Bilmediği bir yokluk, onu üzemezdi sonuçta.
"Benim, yüz tane üvey kardeşim var ama hiçbiri bir boka yaramıyor. O yüzden üzülme. Aile, abartıldığı kadar matah bir şey değil," dedi Hodbin, yüzünü buruşturarak.
"Öyle. İnsan denizde de karada da hep bir başına aslında," diye onayladı Lunu, onu hüzünle.
manifest-hileli tam da lunu ve hodbin şarkısı değil mi ya.. sanki lunu'dan hodbin'e yazılmış gibi hissettiriyor (umarım bir tek ben böyle düşünmüyorumdur)
Hainin Mührü 2Övgü Deveci Safi