Elif Koş

Elif Koş
kocaman dalgalar arasında minicik bir kayık gibi kalmış biri
“Hepsi hakikaten de Gogol’un Palto’sundan çıkmış”
9/10
·224 syf.··
2023 22. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2023 14:07
Gogol ile tanışmama vesile olan bu öyküleri oldukça beğendim. Dostoyevski’nin “Hepimiz Gogol’un paltosundan çıktık” cümlesi tanışmama vesile oldu desem daha doğru bir şey demiş olurum. Rus yazarların kitaplarını okurken gerçekten çevre tasvirleri, o dönem Rusyasının içinde bulunduğu sosyoekonomik durumu sanki o dönemde yaşamışçasına gözlemleyebiliyorum. Bu öyküleri okurken de Rusya sokaklarında gezdiğimi, o soğuğu ve sefaleti yaşayan bir memur olduğumu hissettim sanki, evet evet bazı öykülerimizin ortak noktası memurların hayatını anlatmasıydı. Şüphesiz beni en çok etkileyen Palto hikayesi oldu, çok hüzünlendim. İkinci sıraya ise kesinlikle Portre hikayesini koyardım, olay örgüsü, betimlemeler, hikayenin sonunun bağlandığı yer ve vermek istediği mesaj o kadar iyiydi ki soluksuz okudum diyebilirim. Burun hikayesi ise o döneme göre gerçeküstü unsurlar barındırmasıyla şaşırarak okuduğum bir hikaye oldu. Aslında portre hikayesinde de böyle unsurlar bulunuyor. Sonuç olarak, okumak isteyen herkese şiddetle tavsiye edebileceğim bir kitap.
1K
Bir Delinin Anı Defteri - Palto - Burun - Petersburg Öyküleri ve FaytonNikolay Gogol · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202538,5bin okunma
Reklam
9/10
·240 syf.··
2023 19. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 04 Ağustos 2023 00:00
Beyaz Zambaklar Ülkesinde Öncelikle kitabın genel konusundan bahsetmem gerekirse, kitap günümüzde gıptayla baktığımız Finlandiya halkının kendini zamanında İsveç ve ardından Rusya esaretinden kurtarıp nasıl bağımsız bir ülke olduğunu anlatıyor. Kitap, Atatürk'ün isteği üzerinde askeri okullarda okutulmuş ve ön sözde bahsedildiği üzere olumlu geri dönüşler olmuş, kitap birçok kişinin hayatına dokunmuş. Kitap bölümler itibariyle, her meslek grubundan önder insanların halka bağımsızlık düşüncesini aşılayarak nasıl bireyden topluma doğru özgürlüğe kavuştuklarını anlatıyor. Bu noktada kitapta hoşuma giden “Lider olmadan da olur mu yani halk kendi isteğiyle bu bağımsızlığı kazanabilir miydi” sorusu oldu. Kitapta da desteklendiği üzere her ikisi de gerekli, kendi ülkemizden yola çıkarak düşündüğümüzde Atatürk olmasıydı, halk olarak bir araya gelip bağımsızlık mücadelemizi gerçekleştiremezdik. Eğer halk istemeseydi de Atatürk gibi bir liderin varlığı yeterli olmayabilirdi. Bir kez daha saygıyla anıyorum... Kitapta da bu lider figürü Snelman. Snelman aslında toplumun her bir tabakasını bağımsızlık düşüncesiyle harekete geçiriyor. Fakat bu bağımsızlığı topla tüfekle değil, eğitimle, kültürel gelişimle, ruhsal ve bedensel anlamda temizlik ile yapıyorlar. Bu noktada doktorlar, öğretmenler, askerler, din adamları ile konuşmalar yapıp önce kendilerinin gelişmesi ardından da bu bilgileri halka aktarmaları konusunda onları ikna ediyor. Konuşmaları o denli etkileyiciydi ki, bir okur olarak zaten düşündüğüm “toplumun gelişmesi için ben ne yapabilirim?” sorusunu tekrar tekrar düşünmeme neden oldu. Her birimiz bireyler olarak içinde bulunduğumuz toplumu geliştirmek adına çabalamalıyız, bunu önce birey olarak yapmalı ardından bu ateşi topluma nasıl yayabiliriz diye düşünmeliyiz. Yıllar önce atamın
Düşünce
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Koridor Yayıncılık · 2017124,7bin okunma
Kendini Gerçekleştiren Bir Gencin Hikayesi
10/10
·520 syf.··
2023 12. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2023 00:00
·
Martin Eden Martin Eden benim iki defa okuduğum ve en iyi kitaplar kategorisine koyduğum bir kitap. Ah Martin... Hakkında ne yazsam ne çizsem eksik kalır, onun yolculuğuna eşlik eder gibi ara sıra kitabın içine dalıp “sana inanmayanlar olsa bile yoluna devam et” diyesim gelirdi. Martin 19 yaşında, özünü bulma yolculuğuna çıkmış bir genç, aslında onun bu yolculuğa adım atmasına neden olan yegane olay Ruth’a ilk görüşte aşık olması. Ruth’a aşık olmak ona bir hayat amacı vermişti âdeta, bu amaç Ruth ile evlenip onu alıştığı hayat kadar rahat ettirebilecek bir yaşam sürmekti. Ne var ki sınıf ayrımını iliklerimize kadar hissettiğimiz romanımızda Martin de bunu fark eder, Ruth üst sınıftan bir aileye mensuptur. Martin ise alt tabakada alışkanlıklara sahip, kaba bir mizacı olan, en önemlisi okul okumamış ve mesleği olmayan birisi. Ruth ise edebiyat fakültesi mezunu, belki de bundandır ki Martin’in bugüne kadar kitaplara duyduğu o minik ilgi koca bir kıvılcıma dönüşmeye başlar. İşte buradan sonra hikayemizin en zirve noktasına yaklaşmaya başlamaktayız, Martin âdeta büyük bir açlıkla kitaplara, yazmaya saldırır. Başta okur, kendini geliştirir sonrasında ise eserler ortaya koymaya başlar. İşte bu nokta Martin’in özünü bulduğu, kendini gerçekleştirme yolunu arşınladığı noktadır. Hayatının yegâne amacı bu olmuştur artık, eserlerinin basılması ve onu milyonlara duyurmak... Bu yolda çok çabalamıştır fakat çevresinde Ruth da dahil olmak üzere ona kimse inanmaz. Onlara göre değerli olan bir meslek edinip çalışmaktır, herkes bunu ona dikte eder ama o yolundan vazgeçmez. Vazgeçmedikçe de sevdikleri onu bir bir tek eder Ruth da dahil... Bir süre sonra binbir emek verip yazdığı eserleri birdenbire editörlerden kabul alır, Martin buna çok şaşırır çünkü tam da pes ettiği noktada şansı
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,9bin okunma