Gece geç saatlerde New York'ta birinin kahkaha atması dehşet verici bir şeydir. Millerce öteden duyabilirsiniz. Bunu duyunca yalnızlığınız daha da artar, moral diye bir şey kalmaz insanda.
İnsanlar bazen, bir şeyin tümüyle doğru olduğunu sanırlar. Ben böyle şeyleri pek sallamam, ama birileri bana yaşıma uygun davranmam gerektiğini söylediğinde canım sıkılır. Bazen yaşıma göre daha olgun davrandığım da olur -ciddi söylüyorum- ama buna kimde dikkat etmez. İnsanlar hiçbir şeye dikkat etmiyorlar zaten.
Ve biz de şimdi, Ariadne gibi ona yönelebiliriz. İpliğin yününü insan imgeleminin tarlalarından derlemiştir. Yüzyıllarca çiftçilik, onlarca yıllık ağır hasat, sayısız yürek ve elin çabası bu sıkıca sarılmış ipliğin düzleşmesine, ayrılmasına ve eğrilmesine gitmiştir. Dahası, macerayı tek başına göze almamız dahi gerekmez; çünkü her çağdan kahramanlar bizden önce gitmiştir; labirent iyice bilinmektedir; bize kalan yalnızca kahraman yolunun ipliğini izlemektir. Ve nerede bir nefret bulacağımızı düşünürsek orada bir tanrı bulacağız; nerede bir başkasını öldürmeyi düşünsek orada kendimizi öldüreceğiz; nerede dışa doğru yol almayı umsak orada kendi varlığımızın merkezine geleceğiz; nerede yalnız olduğumuzu sansak orada bütün dünyayla birlikte olacağız.
Sözü kısa keselim adaşım, bizim mağrur ve insafsız Atmacamız, değirmenin bu sakat kızına vuruldu.
Tavuslara, sülünlere bakmaya tenezzül etmeyen yabani kuş, kanadı kırık bir çulluğun, şikarı oldu.