Aile içinde kuvvet ve birliğin yokluğu, fertte ruhi sarsıntıların sürekliliği, hayatımıza hakiki medeniyet ışıklarının giremeyişi hep ideal muallime olan ihtiyacımızın dehşetini göstermektedir.
Bir memleketin gençliği, aşkın irşadlarıyla Allah'a kadar götüren yolu kalp aleminde aramıyorsa, o memlekette ilk aşkın beşiği olan aile mektebi yok demektir.
Mektepte alınan ders, ya bir tasavvurdur, hayale mal edilir; ya bir hünerdir, ele mal edilir; ya bir iradedir, iktidarımızda ilave edilir; ya da bir aşktır, kalbe doldurulur. Bunlardan biri halinde benliğimize girmeyip sade hafızada, şuurun dışında asılı bir küfe yük halinde duran bilgiler verici öğretim, faydasız ve manasızdır.
Bu güç zamanlardan birbirimize tutunarak, kardeşlik ve muhabbetle çıkacağız. Kırılgan ve aciz varlıklarız ama yüreğimize kainat sığıyor. Namık Kemal'in deyişiyle:
Yüksel ki yerin bu yer değildir
Dünyaya gelmek hüner değildir
Kim ki kalbini iyiliğe bir basamak kılar, ötelere sıçrar ve orada durup aşk ile ânı seyreder.
Dur ve bak.