• 84 syf.
    Okumak istediğim Gasan Ali Yücel klasikleri içinde olduğu için almıştım. Rastgele kitaplığımdan alıp sayfalarını karıstırırken bir çırpıda okudum diyebilirim.
    Bir tarafı Latince diğer tarafı Türkçe verildiği için çok kısa sürede okunup bitebiliyor.

    "Büyük adamların bize ihtiyacı yok, bizim onları bilmeye ihtiyacımız var"
    Cümlesi ile başlayan sunuş ve Hristiyanlık adına 95 tez sunan ve protestanlığın temelini atan düşüncelere yer verilmiş.


    İçerisinde geçen bazı tezler ( sadece Hristiyanlık olarak bakmazsan) bizim görüş yapımıza da uygun olup evrensel kabul edilebilir.
  • Düşünür kendi onuruna, ahlak anlayışına ve adalete olan tutkusuna hiç yakıştıramadığı vatan hainliği suçlaması karşısında en çaresiz anlarını yaşarken, birdenbire yanında beliren ve çok güzel bir kadın olarak betimlediği Felsefe'yle yaptığı sohbeti konu alan Consolatio, felsefe tarihinin en can alıcı sorunlarından kader, şans, tanrı öngörüsü ve özgür irade üzerine ayrıntılı açıklamalarıyla orta çağın pek çok düşünürüne esin kaynağı olmuştur.
  • "Yani yaşam süreklidir. Gerçi yaşamın kalıpları değişebilir, bireyler uğradıkları yıkımlar ya da doğa güçlerinin baskısı yüzünden ezilip güçlükler yaşayabilirler ama yaşam temelde asla yok edilemez. Sulara gömülen dev inciyle yenilenir yalnızca."
  • 192 syf.
    ·5 günde·Puan vermedi
    Bismillâhirrahmânirrahîm.

    Es selamün aleyküm. Aslında normalde inceleme yazmayıp daha önce yaptığım gibi güzel olan bir incelemeyi paylaşacaktım. Evet zaten 7 8 incelememin 1'i hariç diğerlerinin hiç incelemesi yoktu diye inceleme paylaşmıştım ki normalde belki inceleme yapmazdım da alıştık bir kere.

    Öncelikle beni bu incelemeye sevk edenler, bi utanın hele. Yok neymiş, Oscar Wilde, nasıl kadın öldüren biri anısına böyle bir şey yazarmış. Sanane gerizekâlı, şair adam, istediğine şiir yazar. Ve büyük ihtimalle olayı da 10 haberden 7'si kadın cinayetleri izleyen bir kadın gözüyle okumuştur. İşte ne beklersin, zaten bütün ölenler haberlerde.

    - Geçen benim arkadaşım öldü.
    - Yok oğlum, haberlere çıkmadı
    - Lan gerizekâlı, attırma tepemin tasını, kadın değildi, cinayete de kurban gitmemişti kendini de asmamıştı. İşte zaten yaşarken de böyleydi, kimsenin görmediği, bir ayrıntı. Ha bak buldum, 4. hakem. İşte kaç dk uzatma verildiğini gösterir arada oyuncu değişikliği için tabela kaldırır. Ama rahmetli iyi bir adamdı.

    Neyse devam edelim incelemeye. Olayı okuyun sadece, okumak isterseniz ve yorum yapmak zorunda da değilsiniz. Sonuçta kitap incelemesi, yani yazar veya ithaf edilen incelemesi değil ki. Ama ben yine de bu incelememi Şair'in yaptığı gibi C.T.W adına yapıyorum.

    2.kez öncelikle, bu kitabın daha önce farklı çevirileri yapılmış. İşte çeviren Fatih efendi bunları herhalde beğenmemiş ki bunlardan biri de Özdemir Asaf'ın. Yok merak etmeyin, özellikle o meşhur 6 mısralık 3 bendin 2 farklı çevirisini Ramiz Dayı Karaeski okuyor. Ve İngilizceniz de varsa, zaten kitapta İngilizcesi de var, karşılaştırırsınız. Bundan başka, şiir sonrası Notlar diye 2 sayfalık bölüm var. İşte Şair burada buna gönderme yapmış. Ama şiir okurken herhangi bir işaretin ilgili yere konulduğunu görmedim ben maalesef çünkü yok. Yani notlar bölümünü mü önce okuyacağım. Gerçi Notlar da not sayılmaz hani ama neyse. Ondan sonraki Ek Metin bölümündeki kitabın baskısı ile ilgili teknik bilgileri sevmedim, gereksizdi bana göre. Ama Wilde'ın The değil That ya da the değil Their gibi görünüşte ufak değişiklikler için tekliflerini güzel karşıladım yayıncı gibi:) ve evet Kitabın kapağı vs de Oscar ilgilenmiş denilebilir. İşte bu teknik bilgileri, kitap basım sırasında gönderilen mektupların başka bir bölümüne de değineyim biraz. Oscar Wilde burada borç isteme sanatını ya da para koparma sanatını incelikle göstermiştir.

    Sizden avans istiyorum.
    Evet evet büyük ihtimalle sonra borç da isteyeceğim.
    Bugün size bilmem kaç bend gönderiyorum. Ki bu da benim cömertliğimdir. Bunların her biri şiire değer verilen yerde bu kadar eder vs.

    Ve kitabın sunuş kısmı vs anlattım biraz. İşte o olaydan bahsediyor, adamımızın hapse girmesine neden olan olayı. İşte sonra İngilizce Türkçe karşılıklı 6 bölümden oluşan şiir ve sonra Notlar, Ek Metin ve Reading'deki İdam vs.

    Gelelim şiir kısmına. Lan 3.bölümün son 5 6 bendinin nerdeyse her mısrası güzeldi hatta bir yerde dondum kaldım, bekledim, öyle gayri ihtiyari bir durdum. Bazı yerlerde anlamasam da ses yükselttim bazı yerlerde sözümğ yükselttim hâlbuki belki o kısımları anlamadım. Evet 3.bölümün sonları, evet bu arada, beni içerden çağırdılar, çay için sandım dedim geliyorum sonra bir daha çağırdılar işte, her zamanki gibi. Meğersem çay yapmam için ve ben de bir çay demledim ki ne güzel. Tabii oğlum ne sandınız yılların Çaycısı'nın oğluyuz, o kadar da olsun yani. (Lan, bangır bangır ferdi çalıyor evde ldşrşfşfş Şimdi de Were Le le ... Lan ikide bir şarkı değişmeyin. İşte bizim yan taraftan geliyor.) İşte çay çekirdekten sonra (Sevda değil bir alamet. İkide bir şarkı değişmeyin lan. İkidir diyorum bak, ikide bir şarkı değişmeyin diye. Herhalde bununla birlikte 7 oldu:) devam ettik okumaya. Evet İngilizce Türkçe alıntı bizi yorduğu için ve her zamanki gibi bir iki alıntıyı kendime sakladım. Yani alıntılar az olabilir ki yani dedim ya olabilir. (..... Ne çalıyor lan. Durdu. O zaman ben de durayım burada bitireyim dedim de yine başladı.) Evet geldik yine bir incelemenin daha sonuna. Kimi delirir herkes ölür, bakın bu alıntı da güzel, yani bunu da kullanın öyle herkes öldürdü diye kimse falan demeyin. Ve.... Ha bakın unuttum. C.T.W hapiste güne efkârla dalarmış, ölümünden sonra ise efkâra dalar'lar imiş. Yaa seveni mi bilmem ama ardından üzülen çok hapishane arkadaşı var belki de kendi acılarına üzülmüşlerdir. Sonuçta üzüldükleri görülüyor ama kimin için üzüldüklerini nerden bilebiliriz ki.

    ............
    Bu adam öldürmüştü sevdiğini,
    Ve bu yüzden ölecekti.

    Oysa herkes öldürür sevdiğini
    ...........
    Çünkü herkes öldürür sevdiğini
    Ve herkes öldürdü diye herkes ölür:) Wilde'çım.
  • 236 syf.
    ·6 günde·Puan vermedi
    Tanzimat dönemi eserlerine baktığımızda ‘’ahlaksız kadın’’ tiplemesinin azımsanmayacak sayıda esere konu olduğunu görmekteyiz. Bu kadınlar, erkekleri yolundan saptıran ve kötü gözle bakılan kadınlardır. Tüm bunlara karşın Ahmet Mithat Efendi, döneminin yazarlarından ayrılarak bu bakış açısını değiştirmek isteğinde olduğu Henüz 17 Yaşında adlı eserini kaleme almıştır.

    Yazıyı halkı eğitmek için bir araç olarak gören Ahmet Mithat, bu eseriyle bazı kadınlara farklı bir bakış açısı sunar. O kadınlardan birisi de kitapta bahsedildiği üzere geneleve düşmüş olan 17 yaşındaki Kalyopi’dir. Şu tek cümle, ona karşı kötü bir bakış açısı geliştirmeye yetecek bir cümle oluyor. Fakat arkasındaki öyküyü bilmiyoruz. Onu, oraya getiren sürece şahit değiliz. İşte Ahmet Mithat; bu bakış açısını kırmayı, görünenin arkasındakini de görebilmeyi, ön yargıyı bir kenara bıraktırmayı amaçlıyor.

    Günümüzden yüz kırk yıl önce yazılmış olan bu kitap, dönemini aydınlatacağı gibi günümüz toplumunun düşünme tarzına da ışık tutacak niteliktedir. Kitap karakteri olan Ahmet, genelevdeki Kalyopi’ye bir ‘’merhamet’’ beslemiştir. Ve kitabın sunuş kısmında bahsedildiği üzere, denilmelidir ki ‘’Acının hissi, kökünü dinden alan bir ahlakın önüne geçer.’’
  • Her şeyin ulaşılabilir olduğu bir dünyada hiçbir şeyin anlamı yoktur.
  • 71 syf.
    ·1 günde
    Sunus kısmını İlhan Arsel'in yazdığı kitap, Turan Dursun ve dostu Erkan Boynuince arasında gecen mektuplasmaları iceriyor. Peki ne konusuyorlar, kitap ve bir film sinopsisi ve sirket kurma projeleri, giderler vb. İsme bakıp aldanılabilir icerik gunluk konusmalardan ibaret. Film sinopsisi cok iyi.
    Turan Dursun okumak isteyenler, ilk defa tanısacaklar Kulleteyn ve Din Bu serisini mutlaka okumalı diye dusunuyorum.
    İyi okumalar.