“Evet dopamin ilkel insanın ihtiyacının peşinden koşabilmesi için vardı ama mağara adamı suya ya da yemeğe ulaştığında en azından durup dinlenme şansı buluyordu. Peki ya biz? Dopamin sistemimizi öyle bir hacklediler ki etrafımızda peşinden koşulması gereken tonlarca uydurma ihtiyaç var. O nedenle sürekli koşuyoruz. Hatta bu duruma o kadar alıştırıldık ki artık amaç bir yere ulaşmak değil sadece koşmak olmuş.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hani insanlığın tarih boyunca sorduğu bir soru var ya, “Uzayda bizden başka zeki canlı var mı?” diye. Sadece bu soruya bakarak bile, insan dediğin canlının ne kadar bencil ve kibirli olduğunu anlayabilirsin. Bu kadar muazzam büyüklükteki bir evrenin, sadece kendi türü için olabilme ihtimalini düşünecek kadar da ilkel bir canlı aslında insan.
“Dünyanın en güzel sanat eserlerini ve bilimi üreten bu beyinler, söz konusu kötülük olduğunda, emin ol hiçbir nöronuna sığmayacak acımasızlıklara imza atabiliyorlardı. Mesela az önce oturduğumuz şu bank. Her tarafı kırık ve kirli. Kimisi üzerini çizmiş kimisi bir kısmına tekme atıp kırmış. Niye biliyor musun? Çünkü bu bank sahipsizdi ve insanoğlunun sahipsiz olana karşı tavrı netti. Ya sahip olacaktı ya da sahip olamayacaksa illaki zarar verecekti.”
“Ama artık güne uyanmak için bir amacım vardı. O da sendin. Umut inanılmaz bir şeydi Tesla. Öyle büyük acılara katlanabiliyorsun ki umut denen şey sayesinde.“