Çağırmak ille de gel demek değil ya. Sen üzgün göründüğünde ben zaten kendimi çağırılmış sayıyorum. Arkadaşlık bu değil mi? Beni sen çağırdın. Çünkü üzgün görünüyordun. O zaman benim yanım senin yanın.
Direksiyon başındakiler hedefe benden önce varacaklardı muhakkak. Ama benim gördüklerimi göremeyecek, düşünme firsatı bulduklarımı düşünemeyecek, velhasıl süratlerinden başları dönerken hayatlarının direksiyonuna geçme kudretini edinemeyeceklerdi. Öte yandan uygar dünyada hayata tutunabilmek için lazım olan da buydu belki.
Görmemek ve düşünmemek.
Dünyanın öbür ucuna yürüsem de kasabalar kasaba, şehirler şehir, insanlar insandı. Ve bunca aynılığa rağmen, insanlar hep, insanlar daima, insanlar her yerde yalnızdı.