Tanrım bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmek için sükunet, değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için cesaret ve her zaman aradaki farkı anlamak için akıl bahşet.
Çağırmak ille de gel demek değil ya. Sen üzgün göründüğünde ben zaten kendimi çağırılmış sayıyorum. Arkadaşlık bu değil mi? Beni sen çağırdın. Çünkü üzgün görünüyordun. O zaman benim yanım senin yanın.
Direksiyon başındakiler hedefe benden önce varacaklardı muhakkak. Ama benim gördüklerimi göremeyecek, düşünme firsatı bulduklarımı düşünemeyecek, velhasıl süratlerinden başları dönerken hayatlarının direksiyonuna geçme kudretini edinemeyeceklerdi. Öte yandan uygar dünyada hayata tutunabilmek için lazım olan da buydu belki.
Görmemek ve düşünmemek.