İnsanların çoğu sınırlı bir hayal gücüne sahiptir.Duyumlarını uyaracak ölçüde yakınlarında gerçekleşmeyen bir olaya ilgi göstermek pek içlerinden gelmez.
Üstelik şöhreti, hatta abes telakki ettiğiniz işler içinde olsa bile hareketi seviyorsunuz.Hülasa bir ahtapot gibi sayısız kolla dünyaya yapışmışsınız, hiçbir şeyden ayrılamazsınız.Nasıl döneceksiniz?
Hayatımızın bir devrinden sonra başımıza gelen şeylere o kadar hazırlanmış oluyoruz ki kederimizi kendi içimizde taşır gibi yaşıyoruz.Fakat bu hazırlıkla, onun hayatımızda aldığı şekil her zaman birbirini tutmuyor.