Ah! Bir de insanlardan daha çok severim kedileri. Onların tatlı imparatorluklarında yaşadıktan sonra, insanların 'devlet' anlayışını kim sevebilirdi sahi?
Kitabın konusunu anlatacak hatta biraz da özetini yapacak olursam:
Sabahattin Ali'nin hayatından bazı parçalara yer vererek yazılan bir kurgusal biyografi. Samimi bir dille yazılan roman ve karakterimiz Sebahattin'in Sabahattin Ali hayranlığı ile ona benzeme, hatta fiziksel olarak aynı olma çabası sonucu Sabahattin Ali'nin biyografisini yazmaya karar vermesini anlatan romanda asıl soru gündeme geliyor: Sabahattin Ali'nin katili Ali Ertekin, hangi sebeple öldürdü?
Bu soruya cevap arayan Sebahattin, kafasında kurduğu bir kurgunun oturması için babasını, o çok sevdiği babasını, Ekrem Er'i, Demans hastalığını kullanmaya karar vermesiyle söylediği her şeyi not almaya başlar. Bir saatten sonra işler beklediği gibi gitmez, öyle ya Sebahattin'in hikayesi de burada biter...
Son olarak da Sabahattin Ali'nin ağzından kaleme alınan bir bölüm gelir ve roman da böylece bitmiş olur.
Yorumlamaya gelirsek, kitabı okuduktan sonra Sabahattin Ali hakkında hiçbir şey bilmeyen birisi bile "Sebahattin değildim ama ben de bir Sabahattin Ali hayranıyım!" cümlesini kuracağını samimiyetle söyleyebilirim..
Ağlama güzelim, ağlama
Gözyaşı ihanet olur sana
Değecek mi gerçekten bir başkasına
Haklısın, dayanamıyorsun ama
Yapılmıyor bir şey, elin kolun bağlı yaşa
Diyorlar ya insanlar eşittir
Eşitlik bu değil, olmamalı
Eşitlik kavramı "eşitsizlik" üzerine kurulmamalı
İnsanlar acımasız, insan insana acımaz
İnsan vahşidir, başkasına köle olsa bile değişmez
İnsan bir hiçtir, dört hikayeye muhtaç
İnsan vahşidir, bu asla değişmez