Split'in eski kentine yürüdüm, burası sakin sakin dolaşan insanlarla doluydu, cuma gecesiydi ve denizden tuzlu su kokusu yükseliyordu, ağaçlarda hâlâ yeni yıl süsleri asılıydı, rüzgar yumuşak esiyordu, içim de yumuşamıştı, bir kafeye oturdum, bira aldım, not defterimi çıkardım ve üzerime bir huzur çöküverdi, şükran duygusuna benzer bir şey. O zamanlar ne rapor vermem gereken bir sevgilim, ne telefon etmek ne de konuşmak istediğim biri vardı, bir şeyleri paylaşmaya ihtiyaç duymuyordum çünkü zaten paylaşılmışlardı,derinlerde dünyanın bir parçası olduğumu hissettim, geriye dönüp Split'teki o özel cuma gecesini düşündüğümde hâlâ aynı şeyi hissederim. Hayatın hedefi ve anlamı acıları dengeleyecek bu türden pek çok anı biriktirmek olmalı, zor günlerde kaçabilecek böyle anlardan kurulu bir ev inşa etmeli insan kendine. Beni zor günlerin beklediğini biliyordum.