Elif Akçay

Gazetede ihanetle suçlanan bir kişinin hatasını kabul edip ağlamaya başlamasıyla mağdurun kılını bile kıpırdatmadan arkasını döndüğünden bahseden bir psikolog alıntılanmıştı. Psikolog, daha deneyimsiz olduğu dönemlerde bunu izlemeyi acı verici bulduğunu ve mağduru karşısındakinin gösterdiği pişmanlığı kabul etmesi için yüreklendirdiğini söylemişti. Ama artık öyle yapmıyordu. Doğru sıralamayla yapılmazsa bu bir çözüm değildi. Mağdurun ümitsizliği, üzüntüsü ve öfkesi kabul görmeden önce ihanet eden kişi suçu kabulü yüzünden övülmemeliydi. Bu kabulün yokluğunda pişmanlık yere bir taş gibi düşerdi. Doğanın kanunu bu, diyordu, içimize işlemiş, bu sırayla yapılması gerekir.
Sayfa 306 - Siren Yayınları·Kitabı okudu
Affetmek
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Split'in eski kentine yürüdüm, burası sakin sakin dolaşan insanlarla doluydu, cuma gecesiydi ve denizden tuzlu su kokusu yükseliyordu, ağaçlarda hâlâ yeni yıl süsleri asılıydı, rüzgar yumuşak esiyordu, içim de yumuşamıştı, bir kafeye oturdum, bira aldım, not defterimi çıkardım ve üzerime bir huzur çöküverdi, şükran duygusuna benzer bir şey. O zamanlar ne rapor vermem gereken bir sevgilim, ne telefon etmek ne de konuşmak istediğim biri vardı, bir şeyleri paylaşmaya ihtiyaç duymuyordum çünkü zaten paylaşılmışlardı,derinlerde dünyanın bir parçası olduğumu hissettim, geriye dönüp Split'teki o özel cuma gecesini düşündüğümde hâlâ aynı şeyi hissederim. Hayatın hedefi ve anlamı acıları dengeleyecek bu türden pek çok anı biriktirmek olmalı, zor günlerde kaçabilecek böyle anlardan kurulu bir ev inşa etmeli insan kendine. Beni zor günlerin beklediğini biliyordum.
Sayfa 255 - Siren Yayınları·Kitabı okudu
İnsanların hayatı roman gibidir, diye düşündüm, bir romanda ne kadar ilerlerseniz, roman sıkıcı bile olsa neler olacağını merak edersiniz, bir insanı uzun süre takip ettiyseniz, o kişi hayli sıkıcı biri olsa bile nasıl gideceğini, ilerde neler olacağını merak edersiniz.
Sayfa 239 - Siren Yayınları·Kitabı okudu
Hayat ve İnsan
Larousse Memento'ya göre, anne ya da babanın yası on sekiz ay sürermiş. Ancak Roland Barthes Yas Günlüğü kitabında bunun doğru olmadığını, zamanın yası hafifletmediğini, yasın bitimsiz olduğunu yazar. Barthes, yasın duygusal yönü dışında, zamanın hiçbir şeyin geçmesine yardımcı olmadığını yazar. (...) Roland Barthes bir dostuna duygunun silinip gideceğini an- cak yasın kalacağını söylemişti. Dostu şöyle cevap verdi: Hayır, duygular geri gelir, bekle ve gör. Duygular geri gelir.
Sayfa 171 - Siren Yayınları·Kitabı okudu
Sybille Bedford bir yerlerde şöyle yazmıştı: İnsan gençken kendini bir bütüne, insanlığın temel ilkelerine bağlı hissetmez, insan gençken bir sürü şey dener çünkü hayat bir genel prova gibi algılanır, perde gerçekten açıldığında değiştirilebilecek bir prova gibi. Ama gün gelir perdenin her daim açık olduğu kafasına dank eder. Sahnelenen, oyunun kendisidir.
Sayfa 217·Kitabı okudu