her şey ama her şey içimde dumana, rüzgara, gölgeye, sıfıra yaklaşırken yalnız bir şey; kendisinden başka her şeyin yokluğu pahasına mutlak bir varlık şartına bürünüyordu.
-yalnız Allah var! var olan yalnız Allah! her şey o kadar yok ki yalnız Allah var! Allah öyle var ki kendisinden başka hiçbir şey yok!
başımda ne sabit fikirler, kurcalayışlar, tırmalayışlar. evvela daire, yuvarlak vehmine, kıskacına düştüm. dünya yuvarlak, güneş yuvarlak, ufuk çepeçevre yuvarlak, başım yuvarlak, bileğim yuvarlak, yuvarlak yuvarlak... her şey, her madde, bir dairenin sınırı içinde.... hatta üç köşe, dört köşe şekiller bile nihayet dairenin bükülmüş, zedelenmiş ve zorlanmış istihalelerinden başka bir şey değil. maddenin madde olabilmesi için mutlaka bir dairenin hükmü altına girmesi lazım.