İçimizde taşıdığımız ‘negatif’ titreşim enerjisi, hoşumuza gitmeyen alanlarda titreşime neden olabilir veya hayatımıza kötü, hatta travmatik olayları çekebilir.
Madem olanakların etkisi bu kadar büyük, neden hepimiz için başarı eşit tanımlanmış vaziyette? Ortada büyük bir kandırmaca yok mu? Eğitimden iş dünyasına kadar her noktada kendi elitlerini besleyen bir sistem varken, bizlere düşen neden oyunu onların kuralına göre oynamak ki?
Dershaneye gitmeden ODTÜ’nün en iyi bölümlerini kazanan çocuklar, hep örnek gösterilse de aslında geneli yansıtmıyorlar. Bunlar sadece birer istisna ve bu örnekler üzerinden gençlere, onların sahip olduğu olanaklara bakmadan başarılı olmaları gerektiğini dikte etmek, motive edici bir unsur olmuyor. Aksine, gençler, istisna hikayelerin genel bir gerçekliği temsil ettiği varsayımı altında yaşadıkları başarısızlıklarla daha da eziliyorlar.
Daha ben uzaktan bakarken, soygunculardan birinin bitişikteki dükkânın, ayakkabı satılan bir yerin camlarını kırdığını ve dükkânı bilerek ateşe verdiğini gördüm. Dükkân sahibinin yardımına gitmedim. O işlerin zamanı artık geçmişti. Uygarlık un ufak oluyordu ve herkes kendi başının çaresine bakmak zorundaydı.