Kızıl Veba

Jack London
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Covid? Kızıl Veba?
Puan vermedi·104 syf.··
2023 18. kitabı
Merhabalar. Sağlıklı günler dileyerek başlıyorum . Zira bu kitapta mümkün olmamış. Jack London okurken kafamın içinde bir film döner sürekli. Kitap okuduktan sonra kendimi sorgularım hatta ben bir film mi izledim acaba? Olaylar, döngüler , felsefe, insan ... Jack London 'un insanlardan ne kadar yorulduğunu da hissederim. Her kitabında insanlar hakkında bir umutsuzluğu var sanki. Okurken yazarın azabını benim gibi hissediyor musunuz? Şahsen ben onunla karşı karşıyaymışım gibi geliyor. Onu dinledikçe kalbim kırılıyor. Gerçekleri çıplak bir biçimde kalbi buruk şekilde anlatıyor. Ellerinizi uzatıyorsunuz ama o yok... Yazarın hayatını araştırmanızı öneririm. Bunu incelemeyi yazarken yazmayı düşündüm ama sonra okuyuculara kısa bilgi vermektense onların bunu keşfetmesini istedim. Zira Jack London yazacağım kısacık biyografiden daha değerlidir. Bir deniz gibi . Derinlere gitmek sizi biraz boğabilir. Ya da onun en sevdiğim eseri olan Martin Eden kitabını da okuyabilirsiniz. Otobiyografik özelliği taşıyan bu romana inanın bayılacaksınız. Şimdi Kızıl Veba 'ya gelelim. Keşke covid'den önce okusaydım dedim şahsen. İlk okuduktan sonra kesin inanmazdım. Sonra sürpriz... Beni en çok etkileyen kitabın 1910'da yazılması ve içeriğin 2010'da geçmesi. Çok seviyorum yazarların ileriye dönük hikayelerini. Zekalarına hayran kalıyorsunuz. Kitap herkesin ölümcül bir virüse yakalanıp toplumun yok olmasıyla beraber bir dedenin üç torununa bu vebadan sonra olanları anlatmasını anlatır. Bu vebadan sonra insan egemenliği nasıl yok oluyor, insanlık nasıl taş devrine dönüyor kendi gözlerimizle görüyoruz. Dengeler değişiyor. Güçlü olan zengin ve asiller değil artık yabani hayatta hayatta kalmayı becerebilenler. Evcilleştirilen hiçbir hayvan yok artık. İnsanlık egemeni sonra eriyor. Ve doğa insanların
İnsan ve Toplum
Kızıl VebaJack London · İthaki Yayınları · 202047,8bin okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2021 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2021 15:40
Yine bir Jack London kitabı ve yine muhteşem diyebileceğim kadar güzel bir anlatım tarzı, üslubu ve konusuyla çok beğendiğim kitaplar arasında yerini aldı. Kitabımız isminden de anlaşılacağı gibi veba salgınını konu alarak ilerliyor. Bizde 1 yıldır bir salgın hastalıkla mücadele ettiğimiz için özellikle bu pandemi döneminde kitabı okumuş olmam benim için çok önemliydi. İnce bir kitap fakat sayfa sayısıyla ters orantılı bir içeriğe sahip. Sıkılmadan, severek okudum ve ilk sayfasından son sayfasına kadar kitap sürükleyiciliğinden hiçbir şey kaybetmedi. Kızıl Veba, bir dedeyle üç torunu arasında geçen kısa bir macera niteliğinde. Dedenin Kızıl Veba hastalığını ve insanlığın geçmişteki halini torunlarına anlatması romanın ana çerçevesini oluşturuyor. Kitap, 2073 yılında insan medeniyetinin yok olduğu, ilkçağlara geri dönüldüğü bir zamanda başlıyor. Edvin, Hou Hou ve Yarık Dudak adlı üç torunun dedesi olan James Howard Smith, Kızıl Veba’nın ortaya çıkışını anlatıyor. Dede ile torunları arasında doğal olarak nesil farkı değil koskoca bir medeniyet farkı oluşuyor. 2013 senesinde ortaya çıkıyor Kızıl Veba. Dede Smith, o zamanlar San Francisco’da bir üniversitede İngiliz Edebiyatı Profesörü. New York’ta baş gösteren Kızıl Veba hastalığı, ismini hastalığa yakalanan insanların yüzlerinin ve vücutlarının kızıl bir renk almasından alıyor. Hastalık, bulaştığı insanı birkaç saatte öldürüyor ve hasta olan hiçbir insan kurtulamıyor. İlk başta bacaklarda başlayan bir uyuşma, yavaş yavaş kalbe doğru ilerliyor ve kalbe ulaştığında hasta, hayatını kaybediyor. Önceleri sıradan bir hastalık olarak görülen ve göz ardı edilen Kızıl Veba, bütün dünyaya çok kısa sürede yayılıyor. Bir ilaç geliştirilemeden tüm dünyayı kasıp kavuruyor. Modern yaşam sona erdiğinde, James Howard Smith ve üniversite
Kızıl VebaJack London · İthaki Yayınları · 202047,8bin okunma
Puan vermedi·104 syf.·
2022 21. kitabı
Jack London'un ilk okuduğum kitabı. Kitap 1912-yılında yazılmış olup,2012 yılında tüm dünyayı kasıp kavuran "Kızıl Veba" hastalığını anlatan kısa bir roman. "Kıyamet sonrası dünya" kitabın esas senaryosunu oluşturur.Salgından 60 yıl sonra Profesör James Howard Smith yani Granser veba hakkında öykünü torunlarına anlatıyor.Salgının son canlı tanıklarından biri olmuştu Granser. Kızıl veba bir salgın,salgınla birlikte vahşileşen insanoğlunun kurgusunu ele almış. "Ne fark ederdi ki zaten? Herkes ölüyordu nasıl olsa; iyisi de kötüsü de,güçlüsü de zayıfı da,hayata dört elle sarılanı da yaşamı aşağılayanı da.. herkes göçüp gidiyordu.her şey göçüp gidiyordu... "(s.37) Her kesin okumasını tavsiye ederim.Jack London'un kalemine hayran olmamak elde değil.
Edebiyat
Kızıl VebaJack London · İthaki Yayınları · 202047,8bin okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2021 7. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2021 20:40
Kitabı bitirince silkinerek kendime geldim. Jack London 100 yıl sonrasını nasıl da öngörmüş. Tabi onun distopyası çok daha ölümcül. Kitap 2070'li yıllarda başlıyor. Dünyadaki insan nüfusu 1000'in altındadır artık. Çünkü 2013 yılında Kızıl Veba hastalığı insanlığı neredeyse yok etmiştir. İnsanlığı derken, sadece sayı olarak değil, insanlık bitmiştir artık. Vahşileşmiştir. Kızıl Vebadan önceki ve sonraki dönemlerde yaşayan Profesör Granser artık çok yaşlanmıştır ve eski uygarlığı torunlarına anlatma vakti gelmiştir. Eskiden bilim, teknoloji, üretim, dil, ekonomide atakta olan dünyanın bir mikrop türü yüzünden nasıl yerle bir olduğu profesörün gözünden anlatılır. Acaba insanlık eski uygarlığına kavuşabilecek mi?
Kızıl VebaJack London · İthaki Yayınları · 202047,8bin okunma
7/10
·104 syf.··
2021 46. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2021 11:53
Yazarın vurguladığı zaman 2073 yılında yaşanıyor. Kitapta 2013 yılları civarında yaşanan salgın hastalıktan bolca söz ediyor ve yaşanan olay günümüzde Dünya'yı etkisi altına alan pandemi dönemine çok benzer nitelikler taşıyor. 100 yıldan fazla bir süre önce yazıldığına inanmakta insanı zorlandığım, zamanının modern düşünceleriyle yazılan bu kitapta Jack London bu eserde günümüz dünyasını ve kapitalist düzeni eleştirmekten de geri durmuyor.Genel olarak ise  roman insanlığın ilkel ve vahşi yaşamına geri dönüş olarak görülebilir sadece güçlünün ayakta kalabileceği bir dünya. Yazarın ileri görüşlülüğü insanı şaşırtmakla kalmıyor ..
1000Kitap
Kızıl VebaJack London · İthaki Yayınları · 202047,8bin okunma
10/10
·104 syf.··
2021 43. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2021 04:11
Kitabı, corona vürüsü olmadan önce okusaydım, aynı etkiyi gene yaratır mıydı bilmiyorum. Fakat, bu pandemi döneminde okumam beni bir hayli etkiledi. Okurken, tarihe sanki tanıklık etmiş gibi bir hissiyata kapıldım. Yazar, sanki yıllar öncesinden bu günü görmüş gibi, bir vebadan bahsediyor. bu veba tüm insanlığı neredeyse silip süpürüyor. Veba salgınının sonucunda, ufak da olsa toplumsal olaylara değinmesi oldukça hoş olmuş. Kaos ortamında insanların ne kadar vahşileştiklerinden, kaos ortamında insan psikolojilerinden ve değişen toplumsal yapıyı gözler önüne seriyor. Kitap içerisindeki bazı tahminleri de dikkate değer. 19.yüzyılda yaşamış biri olarak 2013 de dünya nüfusunun 8 milyar olacağından bahsetmiş ve aşağı yukarı tahmini de doğru oldu. Hiç yaşamında salgın görmemiş bir yazar olmasına rağmen, salgın esnasında insanlar ne yapar nasıl hareket eder, bunu sanki yaşamış gibi anlatmış. Ben çok keyif alarak okudum. Şimdiden okuyacak okurlara iyi okumalar diliyorum...
1000Kitap
Kızıl VebaJack London · İthaki Yayınları · 202047,8bin okunma
Jack Reis Corona'yı bilmiş :D
8/10
·104 syf.··
2021 1. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2021 17:28
Bu kitap, bu dönem dışında daha ne kadar iyi bir dönemde okuna bilinir ki? Jack london gerçek ile kurguyu birleştirerek efsane bir eser çıkarmış. Kızıl veba adlı hastalıkla insanların ölümüne sebep olan bu virus sadece insanlığı değil komple medeniyetide bitiyor. Her şey yeniden başlanıyor. Eskileri hatırlayan bir amca'dan dinliyoruz Kızıl veba hastalığını ve insanlığın çöküşünü. Ben hikayeyi çok beğendim. Hele bizim de Coronaya karşı savaşımızın halen tam olarak galibiyet alamadığımız düşünürsek çok uyumlu bir kitap olmuş. Kitap ne kadar gelecekte geçse de geçmişte gerçekleşen gerçek virüsleri de güzel şekilde yedirmiş. Alt metin olarak da insanların bitmek bilmeyen üstünlük savaşını iyi ele almış. ee diyeceksin bu kadar övdün neden 8 veriyorsun. Açıkçası kitabı çok beğensem de eksikleri yok değil. Çok kısa olması sebebiyle çok fazla dünyasına giremiyorsunuz. Karakter tanıtımı ve duygularını da alamıyorsunuz. Bunlar üzücü. Daha uzun olup karakterlere ve duygularına iyi yoğunlaşılsaydı çok kült bir eser çıkabilirdi. Ama yine de kesinlikle okuyun. Bizimde Corona'ya karşı acizliğimizi düşünün. Bu arada ithaki'de Çin'in görülmemiş istilası diye bir öykü de var kısacık. o da inanılmaz bir şekilde geleceği görmüş. Öncelikle Çin'in süper güç için nüfuzunu kullanması ve hareket geçmesi bugünleri anlatıyor. Onun dışında da Çin'de çıkan virüs diyor. 1910'da yazılmış bu öykü :D bilin bakalım Corona nerede çıktı :D Jack London gerçek ve kurguyu öyle birleştirmiş ki bugünlerin resmen habercisi olmuş.
Deneme
Kızıl VebaJack London · İthaki Yayınları · 202047,8bin okunma
9/10
·104 syf.··
2021 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2021 20:03
Yıl 2073 ve dünyanın sonu gelmiş. Gündelik yaşantımızın en basit olayları bile tamamıyla yok olmuş ve ilkel yaşana dönmüşüz.. etkileyiciydi. Jack london en sevdiğim yazarlardandır.
Kızıl VebaJack London · İthaki Yayınları · 202047,8bin okunma
Kızıl Veba
Puan vermedi·104 syf.··
Beğendi
·
2021 6. kitabı
İçinde bulunduğumuz pandemiyi anlattı gibi geldi bana İnsanlık her alanda pik noktasına ulaşınca medeniyetleri yıkılıyor Tekrar dip noktasından hayata tutunuylrlar ilginç ve bir o kadar da harika bir gözlem
Edebiyat
Kızıl VebaJack London · İthaki Yayınları · 202047,8bin okunma
10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2025 21. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2025 20:54
New York’ta başlayan Kırmızı Veba, salgına yakalanan kişilerin tüm vücuduna hızla bulaşan ve saatler içinde bulaşan kişileri öldüren bir hastalıktır. Kırmızı Veba çok kısa sürede tüm dünyaya yayılır. Modern dünya ortadan kaybolduğunda, Dede Smith ve üniversite arkadaşları bir kimya okuluna sığınır. 400 kişi kimya okuluna sığınır, ancak salgın onlara bulaşır ve sadece Profesör Smith hayatta kalmayı başarır.Dede Smith, üç yıl yalnız yaşadıktan sonra salgından kurtulan başka insanlarla karşılaşır. İnsanlar on veya yirmi kişilik gruplar halinde yaşamaya başlamıştır. Dede Smith, önce İtfaiyeci liderliğindeki gruba katılır daha sonra ise Santa Rosa grubuna katılır. Kurulan kabilelerde hayatta kalabilen, ancak vahşi yaşamda, bilimde, sanatta vb. Uygarlık kaybolan insan grupları unutularak kullanılamaz hale gelmeye başlar. İlkel zamanlara geri dönmek, yiyecek bulmak, üreme ve hayatta kalmak ana hedef olur.Eski ama medeni dünyayı hatırlayan ve bilen sadece Profesör James Howard Smith’tir. Dede Smith’in tek amacı, gelecek neslin barbarlığının ve cehaletinin yeni ve medeni bir dünya yaratmasını istemesidir.Aynı zamanda Görülmemiş İstila kısmında da aynı hastalıktan Çin in nasıl yok olduğunu bizlere çarpıcı bir şekilde anlatıyor hiç bir ülkenin yıkamadığı Çin kızıl veba salgını ile milyonlarca ölüm veriyor ..Güzel bilim kurgu tarzında olan 2070-2080 yıllarında geçen ülkenin yok oluşunu dedenin anlattıkları ile okuduğumuz bir kitap tı .. Kızıl Veba Jack London
Kızıl VebaJack London · İthaki Yayınları · 202047,8bin okunma

Yazar Hakkında

Jack LondonYazar · 120 kitap
12 Ocak 1876’da San Francisco’da doğdu. Gerçek adı John Griffith Chaney’dir. Evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelen Jack London, soyadını, henüz sekiz aylıkken annesinin evlendiği John London adlı savaş gazisinden aldı. Maddi sıkıntılar nedeniyle küçük yaşta okulu bırakıp gazete satıcılığı, tayfalık, balıkçılık, istiridye korsanlığı, gazetecilik, sahil koruma devriyeliği gibi çeşitli işlerde çalıştı ve Amerikan işçi sınıfını tanıdı. 1894’te serserilik suçlamasıyla otuz gün hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra hayatını değiştirmek arzusuyla liseye kayıt yaptırdı. Lise öğrenimini bir senede tamamlayarak 1896 yılında Kaliforniya Üniversitesi’ne girdi. Bir dönem okuyabildiği üniversiteden maddi zorluklar sebebiyle ayrıldı. 1897’de Klondike bölgesinde altın arayanlara katıldı ama bir yıl sonra yine yoksul ve işsiz olarak geri döndü. Yoğun bir çalışma programı hazırlayarak şansını yazarlıkta denemeye karar verdi. Soneler, baladlar, nükteli fıkralar, anekdotlar, korku ve serüven öyküleri yazmaya başladı. 1909’da yazdığı Martin Eden bu dönemi yansıtması bakımından otobiyografik izler taşır. İlk kitabı Kurt Dölü (1900) büyük ilgiyle karşılandı. Aynı yıl Elisabeth Maddern ile evlendi ve bu evlilikten iki kızı oldu. Ancak bu beraberlik uzun ömürlü olmadı ve 1904’te sona erdi. Charmian Kittredge ile ikinci evliliğin ardından 1916’da Kaliforniaya’daki çiftliğinde hayatını kaybetti. London yazarlık kariyeri boyunca elliye yakın kitap yazdı ve döneminin en çok okunan yazarlarından biri oldu. Yazdıkları, yaşadıkları etrafında şekillenmiş, sosyalizmin de etkisiyle toplumcu bir dünya görüşüne ulaşmıştır. Başlıca eserleri arasında Beyaz Diş, Martin Eden, Uçurum İnsanları, Vahşetin Çağrısı yer alır.