Kızıl Veba

·
Okunma
·
Beğeni
·
12,3bin
Gösterim
Adı:
Kızıl Veba
Baskı tarihi:
2020
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786257238250
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Scarlet Plague
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kızıl Panda Yayınları
“Barut bir gün icat edilecek. Hiçbir şey bunun önüne geçemez.
Aynı eski hikâye yeniden ve yeniden yaşanacak. İnsanoğlu
çoğalacak, insanoğlu savaşacak. Barut, insanoğlunun
milyonlarca insanı öldürmesini mümkün kılacak ve ancak bu
yolla, ateş ve kanla uzak bir zamanda yeni bir medeniyet gelişecek.
Ne yararı olacak peki? Tıpkı eski medeniyetlerin yok
olduğu gibi yeni medeniyet de yok olacak. Kurulması elli bin
yıl alacak, ama yine de yok olacak. Her şey yok olur. Sadece
kozmik güç ve evrenin özü geride kalır. İşte bu öz, sürekli bir
değişim halindedir, hareket eder, tepki gösterir, üç ölümsüz
şahsı gerçeğe dönüştürür; rahip, asker ve kral. Saf, küçük çocukların
ağzından bütün zamanların bilgeliği dökülür. Bazıları
savaşacak, bazıları hükmedecek, bazıları dua edecek; geri
kalanlar da uğraşıp didinecek ve acı çekecekler; kanayan bedenlerinin
üzerinde, inanılmaz güzelliği ve emsalsiz mucizesi
ile uygar devlet yükselecek ve yükselecek, bunun hiç sonu
gelmeyecek. Mağarada sakladığım kitapları yok etsem bile
eski hakikatler yeniden keşfedilecek; kitapların kalması ya da
yok olması hiçbir şeyi değiştirmeyecek, eski yalanlar hayatta
kaldı ve kuşaktan kuşağa geçti. Ne yararı oldu?”
80 syf.
·2 günde·10/10 puan
Veba gibi ölümcül bir hastalığı bu kez de Jack London'dan okuyoruz. Jack London'ın kaleminin akıcılığına bir kez daha şahit oluyoruz. Kitap incecik ama hikayesi dolu doluydu. Bir gecede okunacak kitaplardan.
72 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Dünya medeniyetini sıfırlayan bir salgın... Gözleri önünde yüzlerce insanın ölümüne şahit olan ve bir şekilde vebadan kaçmayı başaran Amerikalı bir profesör... Maddi olarak eşitlenen fakat kötünün ve güçlünün liderliği ele geçirdiği düzen... Bir avuç kalan ve avcı - toplayıcı yaşamdan baştan kurulan yeni bir dünya...


Salgın hastalıklarla ilgili günümüz filmlerine hayran olanlara ufak bir önerim olacak; lütfen Jack London 'Kızıl Veba' kitabını okuyun. Araştırmalarını ve öngörüsünü birleştiren harikulade bir yazarla ve kitabıyla tanışmış olursunuz.
Sevgili London'ım 1912 yılında yazdığı eserinde, 2013 yılında Kızıl Veba adı verilen ve dünya nüfusunu neredeyse yok eden salgını kurgulamış. Kitapta vebadan kurtulan bir dede, torunlarına salgını ve insanların yeniden çoğalıp var olma çabasını anlatıyor. Böyle düşününce güncel ama alışılmış, basit bir konu gibi düşünebilirsiniz fakat kitabın kurgu kısmı muhteşem. Tabii bir de Ruhyazarımın öngörüsü...
14.yüzyılda Avrasya ve Afrika'da milyonlarca insanın ölümüyle sonuçlanan Kara Veba adı verilen salgından 6.yüzyıl sonra Kızıl Veba'yı yazan London, sanırsınız ki bu kitabında; 6 yıl gibi kısa bir zaman sonra büyük kayıplar verilen İspanyol gribini ve şimdilerde tüm dünyayı tehdit eden Corona virüs salgınını işaret etmiş. Evet geniş kütüphanesi ve muhteşem zihni sayesinde 566 yıl önce yaşanan salgını işliyor (içinde bulunduğumuz yılda bu araştırma çok kolay ama 1912 yılından bahsettiğimizi lütfen dikkate alın.) ve insanlık, medeniyet ne kadar gelişirse gelişsin küçücük bir mikrobun yine her şeyi yok edebileceğini çok net anlatıyor. Sosyoekonomik zenginliğin hastalık karşısında hiçbir etkisinin bulunmadığına; kötülük barındıran bünyenin gücü ele geçirdiği vakit, 'ezilen' iken birden 'ezen' konumuna nasıl atladığına; ne kadar gelişmiş bir medeniyet olursa olsun yok olabileceğine ve sağlık çalışanlarının canları pahasına verdiği mücadeleye parmak basıyor.
London'ın her zamanki gibi yalın görünen ama derine indikçe büyüsü altına alan yoğun ve incelikli kalemini ne kadar anlatsam bitiremem. Bu kadar söylemin üzerine yükselmedi ise beklentinizi yükseltip, alacağınız tadı azaltmayı da istemem ama geniş çaplı düşünüp okuduğunuzda haklı olduğumu anlarsınız. En az benim kadar beğenmeniz dileğiyle, sevgiliyle ve kitapla kalın...
72 syf.
·1 günde·9/10 puan
Çok ama çok sevdiğim yazarın bir kitabını daha bitirmiş bulunmaktayım, ben daha uzun olmadığı için üzüldüm ama hayranligim her okuduğum kitapta bir kere daha artıyor. Jack London okumalarimda aldığım keyfi mükemmel çevirisi ve kitapların sonlarına ya da sayfa altlarına eklediği dipnotlarla zenginleştiren Levent Cinemre gerçekten takdir edilesi. Ben bazı kitaplarını başka çevirmenlerden okumaya çalıştım ama bana aynı duyguyu asla vermedi.

Kitaba gelirsek her zaman her incelemede nacizane belirtmisimdir, arka kapak yazısından konu okunabilir ve ıçerik az çok tahmin edilebilir. Ben bu kitaptaki ıleri gorusluluge ve öngörüye hayran kaldım. 1910 yılında yazılan ve 2012 yılında çıkmış olan , 2082 yilinda Graser adında 87 yaşındaki bir edebiyat profesörünün ağzından torunlarına anlatılan bir salgin. Bugünlerde yaşadığımız pandemi denen illetin o tarihlerde hiç bir benzeri yaşanmamasına rağmen tahmin edilebilir ve yazılabilir olması hayranlık uyandırıcı. Insanlığın doğa ve gözle görülemeyen mikroplar karşısında ne kadar aciz olduğunu ve hayatta kalma mücadelesinde her canlının ne kadar ilkellestigini, yaşamını bir şekilde devam ettirme mücadelesi. Basta da belirttiğim gibi daha uzun olmalıydı, jack london okumaya doyulacak bir yazar değil çünkü.

Keyifli okumalar dilerim,nice kitaplarda buluşmak dileğiyle.
72 syf.
Jack London’dan bugünlerde yaşadığımız sürece benzer zamanlar hakkında yazdıklarından oluşan Kızıl Veba; medeniyetin, uygarlığın oldukça iyi bir noktadan bir salgınla nasıl yerle bir olacağını gösteriyor.

Salgın öyle bir yıkıma yol açıyor ki dünya nüfusunun bir avuç kalması, kalan insanların da giderek tarih öncesi zamanlardaki alışkanlıklara geri dönmesi, dilde dahi yaşanan bir yozlaşma.. Yazar eseri yazdığı tarihin yüz yıl kadar sonrasını anlatmasına rağmen bu isabeti nasıl yakalıyor, diye düşündürüp şaşırtıyor.

Diğer eserlerine nazaran biraz sönük olarak değerlendirebilirim ama bu sanırım konu Jack London olunca beklentimin yüksek olmasından kaynaklanıyor.

Kızıl Veba
Jack London
72 syf.
·10/10 puan
Yazıldığı döneme göre zamanın çok çok ötesinde bir kitaptı. İnsanlığın tekrardan sil baştan olması kızıl veba denilen illet bir hastalığın herşeyi alt üst etmesi şuan ki geçtiğimiz süreci de hatırlatmıyor değil ...Jack Londonın muhteşem ileri görüşlüğüyle yazılmış bir kitap....
127 syf.
·10/10 puan
Yeni yıla evlerimizde, sevdiklerimizden uzak girdiğimiz bu yılda, Jack London’ın harika kaleminden böyle bir romanı okumak gerçekten etkileyiciydi..Dönemine göre öngörülerinin büyük bölümünün gerçeğe uygun olması ise başka bir hayranlık uyandırıyor. Başka bir zaman okusaydım, yok daha neler diyeceğim kurgu, bugün okuyunca acaba mı dedirtti ne yalan söyleyeyim. İnsanın bunca teknoloji ve bilime sahip olmasına rağmen doğa karşısında böylesine çaresiz kalışını okumak, almamız gereken dersleri hatırlattı tekrar tekrar bana.Çok güzeldi, teşekkürler Jack London...
127 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Kitap, Kızıl Veba ve üç ayrı öyküden oluşuyor.
Kızıl Veba Jack London 'un tanınan eserlerinden birisidir. Romanda insanlığın sonunun gelmesi ve uygarlığın tekrar oluşması anlatılmakta. Yazar bu sonu insanlığın hazırladığını ve dünyanın sonuna dek bu döngünün devam edeceğini sebepler göstererek gözler önüne seriyor.
Kızıl veba 2012 yılında bir anda ortaya çıkan dünya üzerinde çok az insanın kalmasına yol açan, hastalığa yakalananları dakikalar içinde öldüren, çaresi bulunamayan bir hastalık. Romanın ana karakteri kaosta hayatta kalan yaşlı bir adam. Roman yaşlı adamın üç torununa kızıl vebayı anlatmaya başlaması ile gelişiyor.
Diğer öyküler de yine London 'un sosyalist kaleminden nasibini almış harikulade eserler.
London okumaya Martin Eden(yazarın otobiyografik eseri sayılabilir) ile başlayıp diğer eserlerini okumanızı tavsiye ederim.
Keyifli okumalar...
72 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Kıyamet sonrası dünyayı anlatan çok güzel eserlerden bir tanesi. Uygarlığın medeniyetin tamamen kaybolduğu insanlığın vahşi halinin gün yüzüne çıktığı bir öykü. Eminim sizi içine çekecek ve günümüzle karşılaştırmalar yapacaksınız ister istemez.
110 syf.
·1 günde
Kitabı biraz "Körlük"e benzettim körlük okuyanlar bu kitabı okuyunca ne demek istediğimi anlar. Kitapta bu günlerdeki pandemiye benzer çok şey vardı alıntı yapıp daralan içimizi daha fazla daraltmak istemedim ama tabikide kızıl vebaya göre daha şanslı olduğumuz kesin, kitabın içeriğine yüzeysel olarak anlatacak olursak..

Kızıl Veba, bir dedeyle üç torunu arasında geçen kısa bir macera niteliğinde. Dedenin Kızıl Veba hastalığını ve insanlığın geçmişteki halini torunlarına anlatması romanın ana çerçevesini oluşturuyor. Kitap, 2073 yılında insan medeniyetinin yok olduğu, ilkçağlara geri dönüldüğü bir zamanda başlıyor.

Kızıl Veba, medeniyeti dünya üzerinden silip süpüreli altmış yıl olmuştur. Hayatta kalmayı başaran bir avuç insan, vahşi yaşamın ortasında, kabileler halinde kendi medeniyetlerini ve toplumsal sınıflarını oluşturmuştur çoktan. Ancak sanattan bilime kadar her türlü bilgiden yoksundurlar. İlkel zamanlara geri dönülmüş, yaşam yine ‘yemek-çoğalmak-hayatta kalmak’ üçgenine hapsedilmiştir. Yetişen yeni nesil de dünyayı hurafelerden ibaret görmekte, her türlü batıla inanmaktadır. Yitip giden eski dünyanın sırlarını hatırlayan, hayatta kalan tek insan da yaşı artık bir hayli ilerlemiş olan Profesör James Howard Smith’tir ve onun da tek umudu yetişecek neslin bu barbarlığı, cehaleti ve umursamazlığı aşıp medeniyete yeniden erişmesidir.

Keyifli Okumalar...
104 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Kitabı bitirince silkinerek kendime geldim. Jack London 100 yıl sonrasını nasıl da öngörmüş. Tabi onun distopyası çok daha ölümcül.
Kitap 2070'li yıllarda başlıyor. Dünyadaki insan nüfusu 1000'in altındadır artık. Çünkü 2013 yılında Kızıl Veba hastalığı insanlığı neredeyse yok etmiştir. İnsanlığı derken, sadece sayı olarak değil, insanlık bitmiştir artık. Vahşileşmiştir.
Kızıl Vebadan önceki ve sonraki dönemlerde yaşayan Profesör Granser artık çok yaşlanmıştır ve eski uygarlığı torunlarına anlatma vakti gelmiştir.
Eskiden bilim, teknoloji, üretim, dil, ekonomide atakta olan dünyanın bir mikrop türü yüzünden nasıl yerle bir olduğu profesörün gözünden anlatılır.
Acaba insanlık eski uygarlığına kavuşabilecek mi?
72 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Herkese merhaba.

Pandemi döneminde okuyup, okuyabileceğim en anlamlı kitabı okudum sanıyorum.

Kızıl Veba Jack London’un 1912 yılından, 2010 dönemlerine bakış attığı bir kitap. İlk “ kıyamet sonrası “ edebiyatı yapıtlarından biri. Ta 1912 yılından günümüz dönemlerine bakış atılması ne tuhaf. Okurken bu tuhaflığın, değişik hissiyatı eşlik etti bana.

Kızıl Veba ( Kızıl Ölüm ) adı verilen bir hastalık 2010’lu yıllarda dünyayı kasıp kavuruyor ve her yere ölüm götürüyor. Bu öyle bir hastalık ki biyologlar çaresini bulamıyorlar ve bulaştığı kişileri o kadar kısa bir süre zarfında öldürüyor ki hastaya müdahale etmek bile imkansız hale geliyor.

Yıllarca insanların uğrunda birbirlerini yiyip bitirdiği uygarlıklardan, devletlerden, güçten eser kalmıyor. Çünkü bu hastalık zengin, fakir, güçlü, güçsüz ayırt etmeksizin herkesi telef ediyor...

Tanıdık geldi mi bu hikaye size? Pandemi dönemini yaşayan, Covid-19’la mücadele eden sizlere? Covid-19 Kızıl Veba kadar öldürücü olmasa da, sonuçta kimseyi ayırt etmeden bulaşıyor ve kimisini aramızdan alıp götürüyor...

Kızıl Veba’dan o kadar çok insan ölüyor ki, insanlar ilkel yaşamlarına geri dönüyorlar. Kızıl Veba’nın yayılım günlerinde insanlar o kadar vahşileşiyor ve barbarlaşıyor ki, hastalıktan ölmeseler bile birbirlerini katlediyorlar. Böyle bir dünyada hayatta kalan 3-5 kişi değişik kabileler kurarak, üreme ve çoğalma çabasıyla birbirleri ile evleniyorlar.

Gerçekten beni çok etkileyen bir kitap oldu. Sebebini belirttim, pandemi dönemine denk gelmesi ve 1912 yılında kaleme alınması, sanki gelecekte böylesi güçlü mikropların ve virüslerin insanları kırıp geçeceğine dair bir öngörüymüş gibi.

Hepinize tavsiye ederim bu kitabı. Okuyun ve okutturun, gerçekten hisleneceksiniz hangi açıdan olursa olsun.

Kitaplarla kalın.
72 syf.
·1 günde
1912’de yayımlanan, kısa ama özellikle bazı bölümleri etkili bir Jack London hikayesi. Etkileyiciliği yaşadığımız süreçten mi yoksa yaşanmış bir hikayeyi okumaktan mıdır bilemiyorum. Ama çoğu yerinde fazlasıyla sıkıldım.
İçinde bulunduğumuz bu zorlu döneme de yakın bir konu olduğu için çok sayıda kişinin severek okuyabileceğini düşünüyorum.

London diyor ki; “insanlar sinek gibi ölüyorlar...”

Sağlıklı günler...
"İnsanın bu dünyadaki bütün çalışması köpükten öte bir şey değil. İnsan kendisine faydalı olacak hayvanları evcilleştirip düşmanca davrananları yok etti, toprağın yabani bitki örtüsünü temizledi. Ama sonra insan yok oldu ve ilkel hayat geri dönüp onun elleriyle yaptığı her şeyi sildi süpürdü."
Mikrobu iyice saptamışlardı, resmini de çizmişlerdi. Ama bu mikrobu öldürmenin yöntemini bulamamışlardı... Binlerce kişinin ölümüne neden olmuştu, insanlar sinek gibi ölüyorlardı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kızıl Veba
Baskı tarihi:
2020
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786257238250
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Scarlet Plague
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kızıl Panda Yayınları
“Barut bir gün icat edilecek. Hiçbir şey bunun önüne geçemez.
Aynı eski hikâye yeniden ve yeniden yaşanacak. İnsanoğlu
çoğalacak, insanoğlu savaşacak. Barut, insanoğlunun
milyonlarca insanı öldürmesini mümkün kılacak ve ancak bu
yolla, ateş ve kanla uzak bir zamanda yeni bir medeniyet gelişecek.
Ne yararı olacak peki? Tıpkı eski medeniyetlerin yok
olduğu gibi yeni medeniyet de yok olacak. Kurulması elli bin
yıl alacak, ama yine de yok olacak. Her şey yok olur. Sadece
kozmik güç ve evrenin özü geride kalır. İşte bu öz, sürekli bir
değişim halindedir, hareket eder, tepki gösterir, üç ölümsüz
şahsı gerçeğe dönüştürür; rahip, asker ve kral. Saf, küçük çocukların
ağzından bütün zamanların bilgeliği dökülür. Bazıları
savaşacak, bazıları hükmedecek, bazıları dua edecek; geri
kalanlar da uğraşıp didinecek ve acı çekecekler; kanayan bedenlerinin
üzerinde, inanılmaz güzelliği ve emsalsiz mucizesi
ile uygar devlet yükselecek ve yükselecek, bunun hiç sonu
gelmeyecek. Mağarada sakladığım kitapları yok etsem bile
eski hakikatler yeniden keşfedilecek; kitapların kalması ya da
yok olması hiçbir şeyi değiştirmeyecek, eski yalanlar hayatta
kaldı ve kuşaktan kuşağa geçti. Ne yararı oldu?”

Kitabı okuyanlar 2.148 okur

  • hakan
  • Esme
  • Kader Kardelen ALPTEKİN
  • Flora Kitaplığı
  • kitapetkisi

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0.1 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları