- Bu dünyada hile yapmadan kimse mutlu olamaz Elina! Hilesiz hayat çileli hayattır! Niyazi Çetinkaya
Değerli alıntı ve iletileriniz için teşekkürler
Alıntılar Ya Rabb Nefsim ve şeytan bir olmuş bana karşı gelemekte Sen beni nefsim ve şeytan ile baş başa bırakma FIRAT FIRAT Aslında mizah anlayışından yoksun olmak, ciddi bir insan olmak demektir. Küçük bir noksan değildir bu; insanlıkla bağınızı keser. Alan Bennett MYÇ65 MYÇ65 VicdanPatricia S. Churchland "Saygısızlık etmek istemem Winston ama genellikle 'modern sanat' ile tepeden tırnağa acayiplik arasındaki farkı göremiyorum." Samet Acar Samet Acar Başlangıç Dan Brown "Tam da olması gerektiği gibi, ne bir milim sağa ne bir milim sola, dengedeydi." Zehican Zehican Nar Ağacı Nazan Bekiroğlu ‘’ İnsan tahammül edemeyeceğini zannettiği şeylere pek çabuk alışıyor ve katlanıyor. ‘’ Cihan @Fatgod Kürk Mantolu Madonna Sabahattin Ali ‘’ Ben iç dünyama dönüyorum. Orada hayal kırıklığına yer yok. ‘’ TutunamayanlarOğuz Atay Cihan @Fatgod
Reklam
"Bu senin gerçek madalyan Doktor. Beraat belgeni bunun yanına koy. Çünkü o cübbeyi çıkardığımda ben yine Anderson olacağım. Ama sen, o önlüğü her çıkardığında, aynada sadece bir katili göreceksin. Ve inan bana; vicdanın vereceği müebbet, bu binanın duvarlarından çok daha dar olacak." Anderson arkasını dönüp vakur adımlarla salondan çıkarken, Coleman masanın üzerindeki o küçük plastik kapağa bakakaldı. Dışarıda yağmur başlamıştı; tıpkı Elina’nın gittiği gece gibi."
1000Kitap
"O bir şifacıydı. Karşımda eli kanlı bir katil değil, elinde neşter tutan bir doktor vardı. Beynim bu çelişkiyi çözemediği için dondu.Otoritesini kalkan yaptı. Richard Coleman sadece bedenime değil, temsil ettiği o güvenilir meslek kimliğine de tecavüz etti." Dedi Elina.
1000Kitap
Şehir, metalik bir iniltiyle genleşiyordu. Tramvay rayları, ıslak asfaltın üzerinde paslı birer yara izi gibi uzanıyor; kalabalık bu yaraların üzerinde, birbirine çarparak, birbirini görmeyerek akıyordu. Kimsenin kimsenin yüzüne bakmadığı, herkesin bir yere yetişirken aslında hiçbir yere varamadığı o gri saatlerdi. Anderson istasyona indiğinde, şehrin o meşhur, pırıltılı vitrininden çoktan düşmüştü. Başında kenarları tüylenmiş, rengi solmuş koyu bir bere vardı. Günlerdir taranmamış saçları berenin altından düzensiz tutamlar halinde sarkıyordu. Üzerindeki palto, bir zamanlar terzi elinden çıkma bir zırh gibi dursa da şimdi omuzları çökmüş, yakası tozlanmış, sol omzunda belli belirsiz bir leke peydahlanmıştı. Elinde ise bir zamanlar "adaletin kılıcı" olarak anılan, deri evrak çantası vardı. Çanta hâlâ pahalıydı; derisi kaliteli, dikişleri sağlamdı. Ama onu taşıyan el titriyordu. Çanta artık bir güç simgesi değil, içindeki geçmişin ağırlığıyla Anderson’ı yere çeken bir çapaydı. Turnikeden geçerken görevli duraksadı. Kartı okuttuğu halde Anderson’ın yüzündeki o sakal gölgesini, uykusuzluğun oyduğu yanaklarını süzdü. Sanki sistem bir hata vermiş gibiydi. "Geç," dedi görevli, ama sesi bir insana değil, bir fazlalığa hitap eder gibiydi. Arkasındaki genç kız, Anderson’ın eskimiş paltosuna bakıp çantasını refleksle kendine doğru çekti. Yanından geçen takım elbiseli bir adam, omzuna çarpınca hemen cüzdanını kontrol etti. Kimse onu tanımıyordu. Oysa yıllar önce, bu şehrin dev ekranlarında onun yüzü vardı. Mahkeme salonlarında kurduğu tek bir cümle manşetleri değiştirir, "Dahi Anderson" başlıkları atılırdı. Şimdi ise bir metro vagonunun köşesinde, paslı metal direğe tutunmuş, görünmez bir lekeydi. Vagon sarsılarak hareket ettiğinde, Anderson camdaki yansımasına çarptı. Bir an
1000Kitap
" İntiharın değil, bir ruhun sistematik olarak yok edilişinin davası olacak. Coleman, Elina’nın ölmesini belki beklemedi ama o, Elina’nın yaşamasına izin de vermedi."
1000Kitap
Reklam
Reklam