Bagajlarım durmadan değişik eşyalarla çoğalıyordu: Tecnicolor’dan, altın renkli bir elına tutan üç çıplağın resminin işlendiği bir konserve kutusu (şüphesiz bu bir şeye yarayabilirdi), bir kıymetli taş (belki eski bir çanaktan kalmıştı), bir makine bilyesi (ağır şeyleri yerinden oynatmaya yarayacaktı), İngilizce/Japonca bir sözlük (günün birinde vazgeçilmez olabilir, hiç belli olmaz), dore bir yüksek topuklu ayakkabı (şekli ilginçti, çekiç olarak kullanılabilirdi), yüzyirmibeş wattlık bir priz (ihtiyacım olduğunda yanımda olmazsa, çok canım sıkılırdı), bakırdan bir kapı düğmesi (ipe bağlanmış halde tehlikeli bir silahtı), bir kaynak demiri (muhakkak bir yerde kullanılır), üzerinde beş anahtar bulunan bir anahtarlık (içlerinden birinin uyacağı bir kilit bulma ihtimali yok değildi), dört buçuk santim çapında, dövülmüş bir demir bilye (ipe asıldığında, sismograf vazifesi görebilir ve ağırlığıyla filmlerimi kurutma işine yarayabilirdi).
Elina, eğer bu boktan uyku tulumu valizime sığmazsa soğuktan donarım, geceleri sahil soğuk oluyor, diye düşündü ve yine, her sıkıştığında olduğu gibi, ağlamaya başlamaktan kendini alıkoyamadı; tıpkı yemek salonunun ampulü patlayıp da yedeği olmadığını -nasıl alınacağına dair hiçbir fikri yoktu- fark ettiğinde; aynen elektrik faturasını ödemeyi unutunca şirket merkezine gitmek için şehri boydan boya kat etmek zorunda kaldığında; ilaçsız kalıp da sabahın dördünde nöbetçi eczane aramaya çıktığında olduğu gibi. Okuldan izin istemiş, ailesi ve arkadaşlarına aklı başındaymış gibi yapmaya çalışmıştı ama durum o kadar içinden çıkılmazdı ki artık telefona cevap vermiyor, ancak zorunlu olduğu e-postaları cevaplıyordu; endişeli olmalarını önemsemiyordu hatta terapiyi bırakıp sadece haplarla devam ettiğini de söylemedi onlara; ne konuşacak ne eşeleyecek bir şeyi vardı, sadece boşluktaymışçasına git gide azalarak da olsa onu hayatta tutmaya yetecek o her şeye uzak ve kimyasal hali istiyordu.
"Elina,biliyor musun, bazen hayatın en büyük zaferi, iki kişinin omuz omuza birlikte yürüdüğü yolda gizlidir. İlişkiler sadece kişisel başarılarla ölçülmez; birbirine duyulan güven ve paylaşılan anlarla şekillenir.
Sevgili Maija , bir kadının gücü yalnız dışarıda ne yaptığı ile değil, içinde ne taşıdığı ile ilgilidir. O gücü görmek için derine bakmak gerekir!
Arkadaşım Riikka, iki insan ekonomik özgürlük adı altında bazen birbirlerinden uzaklaşabiliyor. Sevdiğin adamla birlikte tatil yapamamak ne kadar üzücü!"