Cemile

Gelmeyen Düşmanın Gölgesinde
9/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Mart 2026 20:17
Başında ve sonunda aynı lezzetli tadı aldığımız bir yemek gibi;biri gençliğinin en başında, diğeri yaşamının son evresinde, aynı bedenin içinde iki farklı insanın yaşadığı duyguları anlatıyor bu roman. Kitabın başlangıcında insanın duygusal yolculuğunun sonu sezdirilirken, son sayfalarda ise o uzun bekleyişin ardından gelen düşsel bir başlangıç hissi kaldı bende. Yazar açıkça söylemese de kitabı bitirdiğimizde şunu hissediyoruz:Sadece Angustina ve Drogo değil, Bastiani Kalesi’ne adım atan herkes hayatlarının bir döneminde o distopik hayalin içinden geçiyor. Ve bir kez girdiklerinde,çoğu artık kaleyi gerçekten terk edemiyor. Zamanın esir aldığı bir avuç insan ve Tatar Çölü’nden bir türlü gelmeyen düşmanın hayaline teslim olmuş, boşa geçen ömürlerin özeti. Keyifli okumalar.
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,7bin okunma
Puan vermedi·272 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 04 Mart 2026 01:00
2025 yapımı Guillermo del Toro imzalı uyarlamayı kitabı okumadan önce izlediğim için, Frankenstein’e biraz önyargıyla başladım. Ancak Mary Shelley’nin kitabın önsözünde, eserin ortaya çıkış hikâyesini anlatışı; tehlikeli bir oyuna başlamadan önce hissedilen o meraklı heyecana benzer bir duygu uyandırıyor. Mükemmeli yaratma fikrinin tahayyül sınırlarını zorlayan Victor’ın hayal kırıklığı ise, bugün bile geçerliliğini koruyan bir gerçeği hatırlatıyor.İnsanlar çoğu zaman “standart” kabul edilen görüntünün dışında kalanları çirkin ve kötü olarak etiketlemeye meyilli. Oysa insan olmanın karakteristik özelliklerini,etik değerlerimizi, merhametimizi ve duygusal bir varlık oluşumuzu düşündüğümüzde, Frankenstein yalnızca bir korku/canavar yaratma hikâyesi değil. Tam tersine,insanın yabanıl doğasına dair hâlâ tartışılmaya değer sorular soran bir eser. Bu nedenle Frankenstein, her dönemde yeniden okunmayı ve üzerinde düşünülmeyi hak eden bir klasik.
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Can Yayınları · 201921,6bin okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2026 10. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2026 23:27
1902-1930 yılları arasında, o dönem yatılı bir manastır okulunda okuyan Clarissa ile tanıştım. Uzun zamandır kendime bu kadar yakın hissettiğim bir karakter olmamıştı. Onun yalnızlığını, içe kapanıklığını ve asker bir babanın kızı olmanın getirdiği davranışsal ve duyusal baskıyı iliklerime kadar hissettim. Sadece Clarissa’nın değil, yan karakterlerin bile geçirdiği dönüşümü kısa sürede fark ediyor insan. 1.Dünya Savaşı yıllarının başka bir pencereden anlatılması, milliyetçilik kavramına yapılan atıfların metne yerleştirilişi ise çok güçlü. Zweig, savaş karşıtı söylemleri ve yazıları nedeniyle hedef hâline gelen Dr. Silberstein aracılığıyla hem dönemi hem de kendisini eleştirenleri güçlü bir şekilde karşılamış. Bu kitap sadece savaş dönemini anlatmıyor,karakterlerin zaten sarsıcı olan hayatları savaşla birlikte daha da derinlik kazanıyor. Beni huzursuz eden kitapları daha çok seviyorum. Bu da onlardan biri oldu.
ClarissaStefan Zweig · Can Sanat Yayınları · 201416,9bin okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 8. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2026 23:19
İlk on yedi sayfayı okurken içimde bir yerlerde Mustafa Kemal’in kaderi yeniden yazılıyormuş gibi bir titreme oldu. Sanki o an okuduğum çocuk, sadece bir çocuk değildi. Yaşı küçük ama bakışları büyük, yükü ağır biriydi. İlk sayfalarda Mustafa Kemal yeniden doğmuş da ben onun çocukluğunda, ileride yaşayacağı zamanların hatıralarını dinliyormuşum gibi hissettim. Bir tür zaman kayması anı. Aynı odada, aynı pencereden bakıyorduk sanki. Sonunu bildiğimiz bir hikayeye kendi iç sesinden tanık olmak gibi. Bir kadın olarak bugün göğsümüzü gere gere ayaklarımızı yere sağlam basabiliyor oluşumuzu, şüphesiz milli mücadelede vatanı için mücadele eden atalarımıza borçluyuz. O yüzden bu satırları okurken sadece bir anlatı değil de,bir ülkenin geleceğine doğru yürüyen adımların iç seslerine tanık oldum. Ayşe Kulin’in kitabında aldığım en güçlü his şu oldu: Mustafa Kemal Paşa’yı bir de evlat olarak, delikanlı olarak, doğrularıyla yanlışlarıyla bir insan olarak görmek. Sanki hiç görmediğimiz bir odanın kapısı aralanıyor ve biz o pencerenin kenarına oturup onu sadece insan tarafıyla dinliyoruz. Elbette amaç Atatürk’ü tek bir eser üzerinden tanımak ya da değerlendirmek değil. Ama memleket için ömrünü vakfetmiş bir insanı, bütün yargılarımızı bir kenara bırakıp bir yazarın kaleminden dinlemek son derece kıymetli olsa gerek. Son olarak kitabın genel anlatım yapısı için notum: Tekrarlar bilinçli mi yapılmış bilmiyorum, aynı cümleler ve konular yer yer tekrar ediyor.Ama onun dışında kısa sürede okunabilecek, sohbet havasında, okuru içine alan bir kitap olmuş.
Aylardan Kasım Günlerden PerşembeAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20254,357 okunma
Puan vermedi·142 syf.··
2026 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2026 22:32
Altı farklı hikâyeden oluşan bu kitapta en belirgin özellik, Camus’nun karakterlerini hem mutluluğun peşinde hem de derin bir mutsuzluk eşliğinde benlik arayışında resmetmesi. Sevilen, başarılı ama acıdan beslenmeyi de bilen insanlar. Sürekli kendini yoklayan, kendine yabancılaşan bir ruh hâli var. Bazı öykülerde kendimi bir tiyatro salonunda, lirik repliklerin hızına yetişmeye çalışan bir izleyici gibi hissettim.
1000Kitap
Sürgün ve KrallıkAlbert Camus · Can Yayınları · 01,734 okunma