Yaşam nedir? Niçin? Nereye gidiyoruz? Yaşamaya değer mi?vb.vb. Aksamları dışarı çıkacak yerde, bütün kitapları okuyor, hiçbir insanın yanıtlayamayacağı şeyi soruyordum onlara.
Şimdi hâlâ dünyada, büyük kıyı kentlerinde yaşıyorum; anısını kesin olarak çıkaramadığım bir şeyim eksikmiş gibi geliyor bana.Ne zaman neşe,aptalca gülümseyişleriyle içimi sarsa, kendi kendisini öldüren,ama gene de yaşamayı sürdüren tek adamın ben olduğumu düşünüyorum.
Aramızda ortak ne kalmıştı artık? Uzak geçmişin anıları tükendiğinden,onunla yakın geçmişten, yakın geçmişteki tüm görülmüş güzellikler, sevilmiş, kırılmış yürekler, çay masasının çevresinde o anda oluşuveren paradokslarla dolu dünyamdan söz edemiyordum ona;ruhumu baştan başa dolduran acılı düşten de.Bütün bunları ona anlatmanın yararı yoktu;beni anlamıyordu.
"İnsanlar geleceği düşünürler,gelecek günler için yaşarlar, sürekli olarak bugünleri gelecek olan yarına feda ederler.Her insan, yalnızca öngördüğü, beklediği, umduğu şey için yaşar.Bütün insanlar,bilerek ya da bilmeyerek,bu inançla yaşarlar.Ansızın biri onlara bir saat içinde tümünün öleceğini söyleyecek olsa, yaptıklarını, yapmış oldukları her şeyin onlar için hiçbir hazzı, hiçbir tadı, hiçbir değeri olmazdı.Geleceğin aynası olmas, güncel gerçeklik aşağılık, iğrenç anlamsız görünürdü.Yarının uzak kokusu olmasa, bugünün kara ekmeğini yemezlerdi."