"Acı ve mutluluk, Nietzsche’nin deyişiyle “ikiz kardeşlerdir, birlikte büyüyen [...] ya da birlikte – güdük kalan”. Acı engellendiğinde mutluluk yavanlaşıp sıkıcı bir rahatlığa dönüşür. Acıya duyarlı olmayan insan derin mutluluğa kapısını kapatmıştır. “in türlerinin bolluğu sonsuz bir kar fırtınası gibi yağar böyle bir insanın üzerine, tıpkı acının en güçlü yıldırımlarının hedefi olduğu gibi. Ancak bu koşul altında, her an her yönüyle acıya en derinlerine kadar açık olmak suretiyle mutluluğun en yüksek türlerine açık olabilir[...]”"
Yaşandı ve görüldü :) Acı çekmek bizi daha fazla insan yapıyor bence. Fonksiyonlarımızdan biri de hissedebilmek ve acı bu hissiyatların en derini , en “Ne yaşıyorum ben, bu ne yarabbi” dedirteni belki de. Kafamızı açıyor, beyni önce kapatıyor sonra yeniden başlatıyor. Yeniden başlayınca da yazarın dediği gibi mutluluğa bakışımız da ona verdiğimiz kıymet de değişiyor , biricikleşiyor.