Elif delibal

Elif delibal
@ellifdell
4 okur puanı
Aralık 2024 tarihinde katıldı
"Acı ve mutluluk, Nietzsche’nin deyişiyle “ikiz kardeşlerdir, birlikte büyüyen [...] ya da birlikte – güdük kalan”. Acı engellendiğinde mutluluk yavanlaşıp sıkıcı bir rahatlığa dönüşür. Acıya duyarlı olmayan insan derin mutluluğa kapısını kapatmıştır. “in türlerinin bolluğu sonsuz bir kar fırtınası gibi yağar böyle bir insanın üzerine, tıpkı acının en güçlü yıldırımlarının hedefi olduğu gibi. Ancak bu koşul altında, her an her yönüyle acıya en derinlerine kadar açık olmak suretiyle mutluluğun en yüksek türlerine açık olabilir[...]”" Yaşandı ve görüldü‍ :) Acı çekmek bizi daha fazla insan yapıyor bence. Fonksiyonlarımızdan biri de hissedebilmek ve acı bu hissiyatların en derini , en “Ne yaşıyorum ben, bu ne yarabbi” dedirteni belki de. Kafamızı açıyor, beyni önce kapatıyor sonra yeniden başlatıyor. Yeniden başlayınca da yazarın dediği gibi mutluluğa bakışımız da ona verdiğimiz kıymet de değişiyor , biricikleşiyor.
Alıntı
Reklam
"Mutluluk dispozitifi insanları tekilleştirerek toplumun siyasi ve dayanışmacı yönlerini yitirmesine yol açar. Mutluluk herkesin kendi başına uğraşması gereken bir şeydir. Kişiye özel bir hale gelmiştir. Eziyet de kişinin kendi başarısızlığının sonucu olarak yorumlanır. Böylece devrimin yerini depresyon alır. Kendi ruhumuzu tedaviyle uğraşırken sosyal çarpıklıklara yol açan toplumsal ilişkileri gözden kaçırırız. Korku ve güvensizlikle boğuşurken bunun sorumlusunun toplum değil kendimiz olduğunu düşünürüz. Halbuki devrimin mayası birlikte hissedilen acıdır. Neoliberal mutluluk dispozitifi bunu daha doğmadan öldürür. Palyatif toplum acıyı tıbbileştirerek ve özelleştirerek siyasetten arındırır. Böylelikle acının toplumsal boyutu baskılanır ve bastırılır. Yorgunluk toplumunun patolojik dışavurumları olarak yorumlanabilecek kronik ağrılar hiçbir protestoya yol açmaz. Neoliberal performans toplumundaki yorgunluk bir ben-yorgunluğu olduğu ölçüde apolitiktir. Bitap düşmüş narsisist performans öznesinde görülen bir semptomdur. İnsanları biz olarak bir araya getirmek yerine tekilleştirir. Bir topluluğun oluşmasına yol açan biz-yorgunluğundan farklıdır. Devrime karşı en iyi tedbirdir ben-yorgunluğu." Palyatif Toplum - Byung Chul Han Yazarın bahsettiği tavır size de tanıdık geldi mi? Ben resmen sayfaya değil de aynaya baktım🫢
Alıntı
“Ayıpsa ayıp olsun ağlamak. Ama bu yaşlarımla Çıkıp gidecek içimden kadın yanım.” diyor ölen kardeşinin ardından Laertes ve yine erkekliğin “kadınların yaptığını yapmayan, onlar gibi davranmayan; onlar gibi ağlamayan, yürümeyen, gülmeyen, giyinmeyen vs vs” gibi tanımlandığı algının harika bir örneği daha 😒 Halbuki ağlamak cinsiyetten BAĞIMSIZDIR ve yalnızca kadın olduğunuzdan ötürü değil , İNSAN olduğunuz için ağlarsınız arkadaşlar. Laertes üç yüz küsür sene önce yaşadığı için onu suçlamayacağım ama bu konuyu bugün çözmüş olmalıyız artık 😩
Alıntı