—Kurduğum bütün cümlelerin derinliklerinde, suyu içilmiş bardağın dibinde erimeden kalan bir toz gibi, bir hiç olarak varlığımı sürdürüyorum.
—Sessiz gece, her şeyin en derinindeydi, Tanrı'nın mezarıydı (ruhun içi yanıyordu). | Sıkıntılı Bir Gecenin Senfonisi
—Kendini her zaman vatandaşı saydığı yerde sürgün olarak bulmuş bir varlığım.
—Kimsenin kazanamayacağı bir zaferi kutlarız, zaferden geriye bir tek biz kalmışızdır, silkelenmesi unutulmuş bir masa örtüsüne yapışmış bir ekmek kırıntısı gibi.
—Tek bildiğim çektiğim sıkıntının şimdi varlığıma daha iyi oturduğu, insanın giysisinin bir yaraya sürtünmesinin kesilmesi gibi.
—Sanki gün ışığı benim için kaldırılan bir tiyatro perdesi gibi.
—Yaşamak bana, maddenin metafizik bir hatası gibi geliyor, eylemsizlikten kaynaklanan bir dalgınlık.