Yüzüm bir gelecek atlası.Başım önde dönüyorum bütün yürüyüşlerden.Mavilik yitirdi hükmünü .İpi kopmuş bir boncuğum senden sonra .Bedeni olmayan bir zaman ,odalarda .Canım ne kadar acıyorsa sözüm o kadar üşüyor.Ömür Hanım, Şahgülüm,Köroğlu'm... sana bir nefes olmayan şiirden de geçtim.
Bir gün, "benim için şiir yazdın mı hiç" demiştin. Göstermiştim, "şu heves sensin, şu incinmiş gurur sen, şu utangaç aşk, şu Posta Caddesi'ndeki daktilo sesi, çocukların okul dönüşü sevinci sen. "Kuşkuyla bakmıştın yüzüme. Kirpiklerim içime dökülüvermişti. Susarak büyümüş iki çocuktuk biz, kendisini sevmeyi bilmeyen. Yanımızda birisi olmadan sevincimizden utanırdık. Kaç hayat evimizde bizden çok soluk aldı. Sonra harfler girdi yoksulluğumuza. Sonra dünyanın bütün mazlumları. Elimde başkalarının rüyası, bir var oluş acısıydım önünde. Yazmaya, okumaya ayırdığım zamanlar senin de zamanlarındı. "Tenha gezen evliyam" dedim. "Ben gittim harf harf dağıldım / Sen tamamladın cümlemi."
Are not the mountains, waves and skies, a part
Of me and of my soul, as I of them?
Dağlar, dalgalar ve gökler benim ve ruhumun bir parçası değil midir,
tıpkı benim de onların bir parçası olduğum gibi?